YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3055
KARAR NO : 2016/2313
KARAR TARİHİ : 22.02.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde, … tesisat nolu aboneliğinin olduğunu, davalı şirket çalışanları tarafından sayacın S fazından 21.12.2012-29.12.2012 tarihleri arasında kayıt yapmadığı belirtilerek, 29.12.2012 tarihinde tutanak düzenlendiğini, bu tutanağa istinaden 12.058,10 TL ile 5.584,00 TL tutarında faturaların tahakkuk ettirildiğini, tutanak içeriğinin doğru olmadığını belirterek, dava konusu edilen 2 adet faturadan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf hakkında 29.12.2012 tarihinde kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanağa istinaden 5.584,00 TL tutarında kaçak tahakkuk ile 12.058,10 TL tutarında kaçak ek tahakkuk yapıldığını, kaçak tespiti ve tahakkukların EPDK tarafından belirlenen esaslara uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, davacının davalıya 29/12/2012 tarih f/645322 tutanak ve buna istinaden düzenlenen 12.058,10-TL bedelli … nolu 5.584-TL bedelli iki adet faturalardan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve faturaların iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin ”sayacın doğru tüketim kaydetmemesi başlığını taşıyan 20.maddesine göre; ”Sayacın, müşterinin kusuru dışında herhangi bir nedenle doğru tüketim kaydetmediğinin tespit edilmesi halinde,
a) Sayacın eksik veya fazla tüketim kaydettiği miktarın elektrik sayaçları tamir ve ayar istasyonlarında teknik olarak tespit edilmesi durumunda söz konusu tespit dikkate alınarak,
b) (a) bendinde düzenlenen tespitin bulunmadığı durumlarda; varsa müşterinin aynı döneme ait sağlıklı olarak ölçülmüş geçmiş dönem tüketimleri dikkate alınarak, yoksa sayaç doğru çalışır duruma getirildikten sonra müşterinin ödeme bildirimine esas ilk iki tüketim dönemine ait tüketimlerinin ortalaması dikkate alınarak, hesaplama yapılır ve fark tahakkuk ettirilir.
Tahakkuka esas süre; doğru bulgu ve belgenin bulunması halinde 12 ayı, bulunmaması halinde ise 90 günü aşamaz.
Tüketimdeki farklar, ilgili dönem birim fiyatlarıyla ve gecikme zammı olmaksızın, perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi tarafından müşteriye tahakkuk ettirilir. Müşterinin talep etmesi durumunda söz konusu miktar tahakkuk süresi kadar eşit taksitler halinde ödenir.
Yukarıda yapılan hesaplamalar sonucunda bulunan fark müşteri lehine ise, 23 üncü maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine göre iade veya mahsup işlemi yapılır.
İkili anlaşmalar kapsamında elektrik enerjisi tüketen bir müşterinin sayacının doğru tüketim kaydetmemesi durumunda dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından bu madde kapsamında geçmiş dönem fark tüketimleri hesaplanarak …’a bildirilir.” hükmü yeralmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafından sayaca ve akım trafolarına el atılmadığı, … nolu tutanakta S fazı akım trafosundan sayaca gelen kablonun koptuğunun belirtildiğini, olayın kaçak elektrik kullanımı olarak değerlendirilemeyeceğini, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 20. maddesine göre değerlendirme yapılması gerektiği ve kaçak elektrik tutanağına istinaden tahakkuk ettirilen faturaların iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Davacının kaçak elektrik kullanmadığı tespit edilmiş olmakla birlikte, davacının sayacın eksik kaydetmesinden sorumlu olacağının kabulü gerekir.
O halde, mahkemece; dosya yeniden konusunda uzman, bilirkişiye tevdii edilerek, bilirkişiden davalı kurumun davacı taraftan isteyebileceği elektrik bedelinin, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 20.maddesine göre hesaplanması konusunda denetime elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.