YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8216
KARAR NO : 2016/5384
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacı ile ortağı olan …r’ın 1990 lı yıllarda ..i isimli bir işletme kurduklarını, bu işletmenin maliye kayıtları ile elektrik aboneliğinin işletme adına tahsis edildiğini, müvekkilinin söz konusu işletmedeki ortaklığına 01/01/2001 tarihinde resmi olarak son verdiğini, işletmedeki hisselerini bu tarihten itibaren…’ye sattığını,… isimli şahsında şirketteki hisselerini 01/02/2004 tarihinde ..a resmen devrettiğini, davalı idarenin 2001 yılından 2008 yılına kadar davalıya sattığı elektrik bedellerini tahsil ettiğini, 04/09/2008 tarihinden 26/12/2011 tarihleri arasında işletmeye sattığı elektrik bedellerini tahsil edemediğinden bahisle, 45.131,65 TL’lik bir elektrik bedeli alacağını tahsil talebinde bulunduğunu, bu alacağın tahsili için müvekkili aleyhine … İcra Müdürlüğünün 2012/6337 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin söz konusu şirketten resmen ayrıldığı tarih olan 01/01/2001 tarihinden sonraki elektrik borçlarından sorumlu tutulamayacağını, davalı kurumun alacağının doğduğu tarihlerde müvekkilinin söz konusu şirkette herhangi bir ortaklığının bulunmadığını, bu nedenle davalının müvekkilinden tahsil talebinde bulunabileceği bir alacağının mevcut olmadığını, davalının müvekkili aleyhine açtığı icra takibinin bu nedenle haksız, mesnetsiz ve dayanaksız olduğunu, müvekkilinin yaşlı ve hasta olduğundan ve ilinde olduğundan takipten haberdar olamadığını ve takibin kesinleştiğini beyanla, müvekkilinin davalıya takibe konu borçtan dolayı borçlu olmadığının tesbitine ve… İcra Müdürlüğünün 2012/6337 Esas sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ..i isimli şirkette adi ortaklığının bulunduğunu, bu adi ortaklığından dolayı müvekkili idare ile elektrik aboneliği sözleşmesi imzaladığını, bizzat elektrik abone sözleşmesini davalının imzaladığını, bu nedenle şirketteki ortaklığını sona erdirse dahi bu durumu müvekkili idareye bildirmemesi nedeniyle abonelik sözleşmesinin 6098 sayılı Borçlar Kanununun 645.maddesi gereğince süresiz olarak devam ettiğini, davacının bu nedenle dava konusu borçtan sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının aboneliğini iptal ettirmeden adına kayıtlı abonelikten kaynaklanan borçlardan sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, sözkonusu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, yargılama sürecinde Davalı idarenin tahsil edilmemiş olduğunu iddia ettiği elektrik tüketim bedellerinin ve ödenmemiş olduğu iddia edilen elektrik faturaları bedellerinin tesbiti ve davacının bu bedellerden sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi … 20/10/2014 tarihli raporu ile davacının … isimli şirketteki hisselerini 01/01/2001 tarihinde resmi olarak şirketin diğer ortağı olan ..’ye devrettiğini, devir tarihine kadar şirketin ödenmemiş elektrik faturası bedeli olmadığını, davacının şirketteki ortaklığının adi ortaklık şeklinde olduğunu, dava konusu alacağın ise 04/09/2008 tarihi ile 26/12/2011 tarihlerini kapsayan döneme ait elektrik tüketim bedeli olduğunu, bu dönemde davacının söz konusu şirkette herhangi bir ortaklığının ve ticari ilişkisinin bulunmadığını,… İcra Müdürlüğünde açılan 2012/6337 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak nedeniyle davacının takip tarihi itibarı ile davalı tarafa bir borcunun bulunmadığını, …isimli şirketin 18/07/2012 tarihli takip tarihi itibarı ile tahakkuk eden 4 adet ödenmemiş fatura bedeli olarak 36.166,08 TL lik asıl borcunun bulunduğunu, bu borca faturaların son ödeme tarihlerinden itibaren 18/07/2012 tarihine kadar tahakkuk eden faizin ise 4.538,73 TL olduğunu, bu nedenle davalının talep edebileceği miktarın faiz dahil 40.708,81 TL olduğunu, ancak takibin 45.131,65 TL üzerinden açıldığını bildirmiştir.
HMK 266.hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz.
Hakim, raporu serbestçe taktir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, gerçeğin ortaya çıkması için ek rapor alabileceği gibi yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Mevcut yargılama dosyasında; hakim asıl alacak ve gecikme zammı yönünden alınan bilirkişi raporundan farklı bir sonuçla hükme varmış; davalının talep edebileceği miktarın faiz dahil 40.708,81 TL olduğunu, ancak takibin 45.131,65 TL üzerinden açıldığını bildiren bilirkişi raporuna hilafına davanın tamamı yönünden red kararı vermiştir.
Hakim, bilirkişi raporuyla bağlı değildir, bilirkişi raporunu serbestçe takdir eder; ancak bilirkişi raporundan farklı karar vermesi durumunda farklılığın yasal zeminde izahı gerekir. Ancak, somut olayda asıl alacak ve gecikme zammı yönünden hiç bir açıklama getirmeden bilirkişi raporundan farklı sonuca varılmış olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-)Hükme ve takibe esas faturalar yönünden kayıp-kaçak, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmeti bedeli tahakkuk ettirilip ettirilmediği, bu hususa ilişkin yapılan tahakkuk varsa miktarı hususunda dosyada bir açıklık yoktur.
Bu durumda; takibe dayanak ve hükme esas faturalar yönünden kayıp-kaçak, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmeti bedellerinin tespitine yönelik ilgi fatura dökümlerinin dosya içeriğine celbiyle kayıp-kaçak bedeli hakkında verilen ve Dairece de benimsenen HGK’nun 21/05/2014 günlü ve 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararı da nazara alınarak bir inceleme yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetsizdir.
Hâl böyle olunca; mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, dava dosyasının önceki bilirkişi dışında oluşturulacak ve elektrik tüketim hesabı konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kuruluna verilerek, dosyadaki raporlar arasındaki çelişkileri giderecek, tarafların itirazlarını karşılayacak, ceza dosyasında belirtilen davacı kurumun zararının hangi miktarda giderildiği ve ayrıca kaçak elektrik kullanan tüketiciden de, kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, perakende satış hizmeti, sayaç okuma bedellerinin de tahsil edilemeyeceği nazara alınacak şekilde, davacı kurum tarafından istenebilecek bedelin davaya konu kaçak tespit tutanağının tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ilgi mevzuat hükümleri uyarınca, denetime elverişli bir rapor alınarak davacının borçlu olduğu miktarın tespiti ve sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.