Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2014/24497 E. 2014/27989 K. 09.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/24497
KARAR NO : 2014/27989
KARAR TARİHİ : 09.07.2014

Kasten yaralama suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/1-d ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair …Asliye Ceza Mahkemesinin 21/07/2010 tarihli ve 2009/292 Esas, 2010/312 sayılı Kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24/01/2013 tarihli ve 2012/33324 Esas, 2013/2974 Karar sayılı ilamı onanmasını müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 03/10/2013 tarihli ve 2009/292 Esas, 2010/312 sayılı ek Kararına yönelik itirazın keza reddine dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 27/11/2013 tarihli ve 2013/1580 Değişik iş sayılı Kararına karşı …Bakanlığı’nın 07.05.2014 tarih ve 2014/9224 – 31380 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.05.2014 tarih ve 2014/183015 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Sanık müdafiine ait 06/11/2013 tarihli itiraz dilekçesinde özetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/a, b, c ve e fıkralarında belirtilen yeniden yargılama nedenlerinin gerçekleştiği belirtilerek;
1) Müşteki … hakkında … Devlet Hastanesince verilen 24/03/2009 tarihli ve 2375 sayılı adli raporun sahte olmasının söz konusu olduğunu, zira raporun “hayati öneme haiz ağır 4. dereceden yaralanmış” şeklinde düzenlenmiş olmasına rağmen, müştekinin 06/11/2013 tarihi itibarıyla askere gittiğini, beyinde ve kafada ağır bir hastalık veya rahatsızlık geçiren birisinin askere kabulünün mümkün olmadığını, askerlik muayene sonuçlarının ve raporlarının askerlik şubesinden celp edilmesinin gerektiği,
2) a) Tanıklar… ile …’in akrabaları olan katılan…’i korumak amacıyla sanık aleyhine ifade verdiklerini, ancak tanıkların şu anda mahkemesine hitaben verdikleri yazılı beyanla katılana vuranın sanık … olmadığını beyan ettikleri,
b) Ayrıca olay yerinde bulunan, yaralılara yardım eden, müşteki…i kavga ortamından çıkaran yeni tanıkların ortaya çıktığını, bu tanıkların … ve… isimli kişiler olduğunu, tanıkların mahkemeye gönderdikleri yazılı beyanları ile katılan …’e sanık …’in vurmuş olamayacağını, çünkü sanık …’in olay yerine geldiğinde, katılan …’in zaten kenara çekilmiş ve yatar vaziyette olduğunu beyan ettikleri,
3) Müşteki…’in kendisine vuranın sanık … olmadığını öğrenince 23.11.2012 tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiği,
4) Mahkeme hakimi ve kalem memurunun esaslı kusurlar işleyerek, müvekkilinin mağdur olmasına sebebiyet verdiklerini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/12/2011 tarihli tebliğnamesine karşı verdikleri cevap yazısının, müşteki …’in şikayetten vazgeçtiğine dair 23/11/2012 tarihli dilekçenin ve harçlandırılmış vekaletname suretinin Yargıtay 3. Ceza Dairesine sunulmak üzere mahkemesine gönderdiklerini, ancak… Asliye Ceza Mahkemesince sadece şikayetten vazgeçme dilekçesinin hatalı olarak Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderildiğini, bu daire tarafından 1 hafta içerisinde kendileri ile ilgisi olmadığından evrakın mahkemesine iade edildiğini, buna rağmen mahkemenin cevap dilekçesini, vazgeçme dilekçesini ve vekaletname suretini Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermeyerek dosyasında tuttuğunu ve dairenin görüp, inceleme ve değerlendirme yapmasına engel olunduğu,
5) Dosyanın mağduru …’nun gerçekte müşteki …’i yaralayan kişinin kendisi olduğunu yazılı beyanla mahkemesine bildirmesi sebebiyle, sanığın babası … tarafından… Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,
İddia edilerek, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş olunması karşısında, ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 318 ila 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen … Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık … hakkında şikayetçi…’i yaralama eyleminden mahkemece yargılama yapılarak deliller ve tanık beyanları usulünce değerlendirilerek 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 87/1-d, 62. maddeleri gereğince cezalandırılması yoluna gidilmiş, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dairemizin 24.01.2013 gün 2012/3324 Esas, 2013/2974 Karar sayılı ilamı ile onanarak hüküm temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Müşteki… hazırlık aşamasında ve yargılama süresince tutarlı olarak sanık …’in elindeki ne olduğunu göremediği sert bir cisimle kafasına vurduğunu beyan etmesi, sanık …’in de hem hazırlıkta hem de mahkemede kargaşa içinde eline geçirdiği sopa ile kendini savunmak için rastgele önüne gelene vurduğunu beyan etmiş olmasına, tanık …’in …’in elindeki sopa ile …’e vurduğunu, …’in bayılarak yere düştüğünü beyan etmiş olmasına göre, yargılama aşamasında bildirilmeyen… ve …’ın,…’e …’in vurmadığına dair soyut yazılı beyanları, tanık …’in …’in…’i yaraladığını net görmediğine, hatırlamadığına dair yazılı beyanı CMK’nin 311. maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden hiçbirinin kapsamına girmemektedir.
Açıklanan bu nedenlerle…Bakanlığının kanun yararına bozma talebini içeren talebi,…. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/11/2013 tarihli ve 2013/1580 Değişik iş sayılı Kararı yerinde görüldüğünden, CMK’nin 309. maddesi koşullarını taşımayan kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE; 09.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.