YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3889
KARAR NO : 2016/1844
KARAR TARİHİ : 17.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı….. aleyhine 08/05/2013 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 31/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, özel kanuna dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, dava açıldığında davalının vefat etmiş olduğu, mahkemenin tensip zaptıyla davalının mirasçılarını davaya dahil etmesi için bir haftalık kesin süre verdiği, tensip kararının davacıya 09/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre dolmadan 16/09/2013 tarihinde verdiği cevapta, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne veraset ilamı almak için dava açtıklarını belirttiği, ancak mahkemece verilen kesin süre içerisinde ölü davalının mirasçılarının davaya dahil edilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddedildiği anlaşılmıştır.
Davanın çabuk bir şekilde sonuçlandırılması için 6100 Sayılı HMK’da dava ile ilgili bir çok işlem hakkında belli süreler tayin edilmiştir. Bundan başka hakimin de tarafların bazı işlemleri yapmaları için bir süre belirleme yetkisi vardır. Eldeki davada da, davacıya vefat etmiş olan davalının mirasçılarını dahil etmesi için HMK’nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri nazara alınarak bir haftalık kesin süre verilmiş; daha sonra ise verilen sürede istenilen husus yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hakimin, süre tespit ederken (verirken), tarafların özel durumlarını dikkate alması, bundan başka verdiği sürenin olayın özelliklerine uygun olması gerekir. Eldeki davada, davacı tarafından ölü davalının mirasçılarının belirlenmesi için veraset ilamı alınmak üzere mahkemeye başvurulduğu bir haftalık sürede bildirilmiştir. Anlatılanlar doğrultusunda davacı tarafça ölü davalının mirasçılarının tespiti için açtığı veraset ilamı davasının sonuçlanması mümkün olmadığından mirasçılar ve paylarını gösterir ilamın dosyaya bir haftalık süre içerisinde bildirilmesi imkan dahilinde değildir. Şu durumda, hakim tarafından verilen süre olayın özelliklerine uygun olarak tespit edilmemiştir. Öyleyse, davacı vekiline makul bir süre verilerek ölü davalının mirasçılarının davaya dahil edilmesi istenmesi gerekirken, olayın özellikleriyle uyuşmaycak şekilde süre verilip, bu sürede istenilen hususun yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.