Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/19028 E. 2016/6369 K. 21.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19028
KARAR NO : 2016/6369
KARAR TARİHİ : 21.04.2016

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin diş hekimi olduğunu, davalının diş tedavisi nedeniyle müvekkiline ödemediği tedavi ücretine ilişkin yapılan takibe vaki itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla, davalının takibe vaki haksız itirazının iptali ile takibin devamına; asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davalı aleyhine %20 oranında inkar tazminatına karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, İİK 67/2.maddesi uyarınca; icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Ayrıca alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi için, mahkemenin borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar vermesi gerekir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi ile takip tarihine göre itiraz olunan alacağın likid-belirli olup olmadığına bakmak gerekir. Likit alacaklarda alacak miktarı belirlidir. Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmektedir veya borçlu bunları iletebilecek durumdadır. İİK 67/2.madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilen veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ….2008.İst.sh.230-231).
Somut olayda; alacağın varlığı ve miktarı taraf delilleri ve bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Diğer anlatımla asıl alacak miktarı likit ve belirli değildir. Mahkemece, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesi anılan nedenle isabetli bulunmamıştır.
Ancak, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile; hükmün “İİK 67/2 maddesi gereğince asıl alacağın % 20’si olan 493,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ,,“ ifadesini taşıyan 3 nolu bendinin hükümden çıkartılarak; bunun yerine (davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmak suretiyle hükmün 6100 sayılı HMK’ya 6217 sayılı kanunla eklenen geçici 3.madde gözetilerek HUMK’un 438.maddesi uyarınca düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.