YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/31991
KARAR NO : 2016/11909
KARAR TARİHİ : 11.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Gerekçeli kararda zabıt katibinin ıslak imzasının bulunmadığı , uyap ortamından yapılan kontrolde elektronik imzasının da bulunmadığı anlaşılmış ise de, bu husus mahallinde giderilebilir bir eksiklik olarak görülmüştür.
1)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı başvurulacak yasa yolu 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesinde hiçbir istisna öngörülmeksizin “itiraz” olduğu belirtilmekle, itiraz mercii tarafından incelenerek karar verilmek üzere temyizen incelenmeyen dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2)Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında tayin olunan cezanın, karar tarihindeki miktar ve türü itibariyle hükmün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından sanığın temyiz istemlerinin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
3)Sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçundan ve sanık … hakkında silahlı tehdit suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamenin sanık … hakkında silahlı tehdit suçundan bozma talepli düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin kısmen istem gibi ONANMASINA,
4)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Mağdur … hakkında düzenlenen 28/07/2012 tarihli geçici raporda “btm ile giderilemez,hayati tehlikesi vardır ” denildiği, … Devlet Hastanesinin 13/11/2012 tarihli Beyin Cerrahi, Göğüs Cerrahi ve Göz Uzmanlarınca düzenlenen raporda ise “hayati tehlikesi ve kemik kırığının bulunmadığı basit tıbbi müdahale ile giderileceği” yine aynı tarihli KBB uzmanı tarafından olay tarihinden 6 aylık süre dolmadan düzenlenen raporda “nazal dorsumda sol lateral yüzde 1.5cmlik kesiye bağlı skar dokusu mevcuttur.Çehrede sabit eser mevcut olup plastik cerrahi konsültasyonu önerilir basit tıbbi müdahale ile giderilememiştir. Hayati tehlikesi yoktur ” şeklinde görüş belirtilmiş ise de, bu raporların hükme esas alınacak yeterlilikle olmadığı anlaşıldığından, mağdur …’in tüm tedavi evrakları, raporları,grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu’na sevkinin yapılarak 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde yeniden raporunun aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b)Kabule göre de; Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-c-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiği gözetilmeyerek, savunmasının istinabe yoluyla aldırılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilmesi,
c)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden sanığın 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakları saklı kalmak kaydı ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.