Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/4063 E. 2016/6069 K. 19.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4063
KARAR NO : 2016/6069
KARAR TARİHİ : 19.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar dava dilekçesinde; davalı ile kardeş olduklarını, muris(babaları) …’e ait, 03.12.20107 tarihli vasiyetnamenin düzenlendiği tarih itibariyle murisin yatalak hasta olmasına ve gözleri görmemesine karşın, sağlık kurulu raporu yerine… Sağlık Ocağı Tabipliği’nden alınan rapora dayalı olarak vasiyetname düzenlendiğini, ayrıca murisin davalının baskısı altında bu vasiyetnameyi yapmış olduğunu belirterek,…Noterliği’nin 03.12.2007 tarih ve 16794 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin ehliyetsizlik ve irade fesadı nedeni ile iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin murisin son arzularını içerdiğini ve vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte murisin akıl sağlığının yerinde olup, baskı yapılmasının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; vasiyetnamenin yapıldığı tarih itibari ile davacının herhangi bir akli melaikelerini ve fiil ehliyetini kaybedecek bir hastalığa dücar olmadığının ve tedavi dahi görmediğinin anlaşılması karşısında, dosyanın …a gönderilmesine dahi gerek görülmediği ve davacının ehliyetsizlik iddiasını ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, Türk yargı sisteminde hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, hâkim tarafların istekleri (taraflarca hazırlama ilkesi) ile bağlı tutulmuştur(HUMK m.72, 75, HMK. m. 24,25).
Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Ancak, hâkim bilirkişi deliline kendiliğinden (resen) başvurabilir(HUMK. m.275, HMK. m. 266).
Bundan başka hâkim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırları dâhilinde olmak üzere, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında tarafları dinleyebilir ve gerekli delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir(HUMK. m. 75/3, HMK. m 31 – Prof. Dr. Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Baskı: 2001, Cilt:2 Sf: 1922).
Davada, davacı tarafın “işlem tarihinde yatalak hasta olan ve gözleri görmeyen murisin, tek hekim tarafından düzenlenen rapor gereğince hukuki işlem ehliyetine sahip olduğuna kanaat getirilemez” şeklindeki beyanı ile mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlediği tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele fiil ehliyetinin nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan… Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Şu durumda, ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın vasiyetname tarihine yakın günlerde ve sonrasında tedavi görüp görmediği hususunda tarafların bilgisine başvurularak varsa doktor raporları, hasta müşahede kâğıtları ve film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi, sonrasında işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için… Kurumundan rapor alınması gerekirken, mahkemece, uzmanlık gerektiren tıbbi evrakların resen yorumlanmak sureti ile davacının işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu kanaatinin belirtilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bununla birlikte davacı taraf vasiyetnamenin iptaline ilişkin istemini, ehliyetsizlik iddiası yanında, murisin davacı tarafça baskı altına alındığı, eş söyleyiş ile murisin iradesinin sakatlanmış olduğu iddiasına da dayandırmaktadır. Buna karşın mahkemece davacının bu iddiasına ilişkin olarak inceleme ve araştırma yapılmamış, gerekçeli kararda bu hususa değinilmemiştir.
O halde, mahkemece; davacı tarafın ehliyetsizlik iddiası yönünden, işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için… Kurumundan rapor alınması,… Kurumundan rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması; irade fesadı iddiası yönünden de dosyadaki deliller değerlendirilip, hangisine üstünlük tanındığı belirtilerek gerekçelendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 19.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.