YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10608
KARAR NO : 2016/3231
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık sebebiyle kiralananların tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekkilinin kiralayanı ve maliki olduğu dükkan vasıflı Kotil Cami’nin yanındaki iki adet büfe’nin davalıya işyeri olarak kiraya verildiğini, davalının Cami’nin bayanlar tuvaletine asma kilit takmak suretiyle kilitleyerek cemaatin kullanımına engel olduğunu, büfelerin su ihtiyacını karşılamak için caminin deposundaki suyu kullandığı, cemaatin abdest alacak suyu bulamadığı, camiden elektrik çekmek suretiyle ücretsiz elektrik temin ettiği, büfenin önünde yer alan kiralama konusu olmayan 50 m2’lik bir alanı, cit ve tente ile kapatarak masa ve sandalye koymak suretiyle işgal ettiği, cami çeşmesinin etrafını kapatarak kendi ihtiyacına tahsis ettiği, büfe camına “Dernek” yazmak suretiyle cemaatten para toplamaya teşebbüs ettiğini belirterek, davalının tüm bu tutum ve davranışlarından vazgeçmesi için gönderilen süreli ihtara rağmen ihlallerine devam ettiğinden davalının akde aykırı kullanımı sebebiyle kiralanandan tahliyesini talep etmiştir.
Davalı vekili akde aykırı kullanım sebepleri bulunmadığını, davanın reddini savunmuş, mahkemece tanık ifadelerine itibar edilmeyerek, davaya konu büfenin genişletilmek suretiyle sosyal alanın işgal edildiği ve bu işgalin keşif tarihi itibariyle devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 316.maddesine göre kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür.
Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kirasında, en az otuz gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunur. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.
Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.
./..
Olayımızda, davacı dava dilekçesinde tek tek sıraladığı nedenlere dayalı olarak akde aykırı davranan davalının tahliyesini talep etmiştir. Türk Borçlar Yasası’nın yukarıda açıklanan 316.maddesinde kiracının kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanma borcu düzenlenmiştir. Davacı dava dilekçesinde kiralananın kullanımından kaynaklanan tahliye sebebi bildirmemiş, hükmün gerekçesi de davacı tarafça temyiz edilmediğinden taraflar arasındaki uyuşmazlık, mahkemenin tahliye gerekçesi olan büfenin önündeki kira sözleşmesi dışında kalan alanların sandalye, masa konulmak suretiyle davalı tarafından işgal edilmesinin akde aykırılık teşkil edip etmeyeceği noktasındadır. Keşfen tespit edilen bu durum doğrudan doğruya kiralananın bizzat kullanımıyla ilgili değildir. Kiralananın dışında kalan yerin haksız işgali davacı tarafından açılacak el atmanın önlenmesi davasına konu teşkil edilebilir. Kaldı ki davacı tarafından gönderilen 16.05.2014 keşide tarihli ihtarnamede 30 gün yerine 10 günlük sürenin verilmesi de kiralananın vasfı da gözönüne alındığında TBK.nın 316/2.maddesi gereğince usulüne uygun olarak gönderilen bir ihtarda değildir.
Bu durumda davacının iddia ettiği ihtar ve dava dilekçesinde belirtilen hususların, kiralananın bizzat kullanılması ile ilgili bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.