Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/5559 E. 2016/6246 K. 21.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5559
KARAR NO : 2016/6246
KARAR TARİHİ : 21.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili 23.12.2004 tarihli dava dilekçesinde,…çıkan yangın sonucu müvekkilinin dükkanında bulunan tüm eşyaların yandığını, müvekkilinin, maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup, 1.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı…İdaresinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı… vekili cevap dilekçesinde; yangına çarşıda kiracı olarak bulunan…. ile yanında çalışan işçi …’nın sebep olduğunu, müvekkilinin yangının çıkışında kusurunun olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; müvekkilinin… aleyhine açtığı dava dosyasının derdest olduğunu, yangınla ilgili açılan ceza davasının yargılaması sırasında alınan raporlarda, yangının çıkışında…ve Büyükşehir Belediyesinin kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek; iş bu dosyanın,… aleyhine 2004 yılında açılmış olan derdest dosya ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 5.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı…,…ve Büyükşehir Belediyesi’nden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı…vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve iş bölümü itirazında bulunmuş, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Yargılama sırasında … Genel Müdürlüğü vekili,…’ın özel şirkete devrinin gerçekleştiğini, bu nedenle davanın sonuçlarının doğrudan … Genel Müdürlüğünü ilgilendirdiğini belirterek; müvekkilinin davaya taraf olarak kabulüne karar verilmesini istemiş, sonraki aşamalarda verdiği beyan dilekçesinde; müvekkilinin yangının çıkışında kusurunun bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece,…nin yangının meydana geldiği tarih itibariyle çarşının maliki olduğu ve bina sahibi olması sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, … ve Büyükşehir Belediyesi’nin her hangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının maddi zararının 2.500,00 TL olup, esnaf kusuru düşüldükten sonra kalan miktardan davacının sorumlu olduğu, zararın davacının mal varlığında gerçekleştiği, manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediğinden bahisle asıl davada, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.000,00 TL alacağın davalı … Belediyesinden tahsiline, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen davada;… aleyhine açılan davanın 6360 sayılı yasa uyarınca Büyükşehir Belediyesine devri nedeniyle bu davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 1.000,00 TL alacağın olay tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, Büyükşehir Belediyesi ve … aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili (asıl ve birleşen dosyanın davacısı) tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Dava; davalı…nin mülkiyetinde bulunan…çıkan yangın sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; davacının uğradığı zararın kapsamı ve zarardan hangi davalıların, ne oranda sorumlu oldukları hususlarında toplanmaktadır.
Davacı asıl ve birleşen davayı, davalıların kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak açmıştır. Yangınla ilgili olarak açılan ceza davasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda,….ın, ‘nın merkezinde önemli bir iş yeri olmasına rağmen düzenli elektrik alamadığı, yangın öncesinde sık sık gündüz saatlerinde herhangi bir gerekçe gösterilmeden elektrik kesintileri yapıldığı, elekrik dağıtım şirketlerinin, abonelerine kaliteli ve sürekli elektrik enerjisi sağlamakla yükümlü olduğu, davalı elektrik şirketinin görevinin gereğini yerine getirmediği ve kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
15.04.2004 tarihli tespit raporunda; elektrik dağıtım şirketinin, yangından önce aralık ayı içinde bakım çalışmaları nedeniyle uzun süreli kesintiler yaptığı, kesintilerin mesai saat ve günlerinde yapıldığı, bu şekilde dükkan sahiplerinin mağdur edildiği, çalışmalar sırasında duyarlı bir tavır gösterilip, dükkan sahiplerinin önceden bilgilendirilmediği, olayda elektrik dağıtım şirketinin %20 oranında kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1/1.maddesinde kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanması olarak tanımlanmıştır.
Bu bağlamda, davalı elektrik dağıtım şirketinin, elektriği abonelerine, yeterli, kaliteli ve sürekli şekilde veremediği açıktır.
O halde mahkemece; davaya konu yangınla ilgili ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporları ile emsal nitelikteki kesinleşmiş dava dosyaları içinde yer alan bilirkişi raporlar birlikte değerlendirilmek suretiyle davalı elektrik dağıtım şirketinin sorumluluğu cihetine gidilmesi gerekir.
Diğer taraftan, davacı vekili birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde; ceza dosyasında alınan raporlardan yangının çıkışında Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğununda bulunduğunun tespit edildiğini belirterek, bu davalı yönünden hizmet kusuruna dayanmıştır.
Kural olarak, idarenin kusurlu veya kusursuz eylem ve işlemleri sonucunda verdiği zararlar nedeniyle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/b maddesi gereği idare mahkemelerinde tam yargı davası açılabilir.
Belediyelerin iş yeri açılmasına ruhsat verme işlemi idari bir işlem olduğuna göre, bundan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin davaların, idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
Yargı yolunun caiz olması dava şartıdır. (HMK m. 114/1-b) Buna göre idari yargının konusuna giren bir dava, adliye mahkemelerinde açılamaz; açılırsa, bu husus yargılamanın her aşamasında bir dava şartı olarak taraflarca ileri sürülür ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözönüne alınır.
Somut olayda, davalı … bir kamu tüzel kişisi olup, kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösterdiğinden, eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir. Davada ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre, davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni hizmet kusurudur. Bu nedenle davanın, davalı belediyeye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerekir.
06.12.2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmi Gazete Yayımlanan 6360 Sayılı 13 İlde Büyükşehir Belediyesi ve 26 İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, …nin tüzel kişiliği sona erdirilmiş, devam eden …nin taraf olduğu dava dosyaları Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredilmiştir.
…’nın…nin halefi olarak bina maliki sıfatıyla ilgili sorumluluğu yönünden adli yargı yerinin görevli olduğu açık olup, idari yargıda görülmesi gereken dava, yalnızca hizmet kusurundan kaynaklanan kısma ilişkindir.
Hal böyle olunca mahkemece; davayı konu yangınla ilgili ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporları ile emsal nitelikteki kesinleşmiş dava dosyaları içinde yer alan bilirkişi raporları birlikte değerlendirilmek suretiyle davalı elektrik dağıtım şirketinin sorumluluğu cihetine gidilmesi gerekirken, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi ve … aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğinden bahisle, davalı … yönünden (İl özel idaresinin halefi olarak sorumlu tutulduğu kısım hariç), yargı yolu bakımından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu belediyenin kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.