Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/417 E. 2021/163 K. 01.02.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/417 E.  ,  2021/163 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/417
Karar No : 2021/163

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Konfederasyonu
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
(Mülga …. Kurulu)
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/11/2019 tarih ve E:2013/410, K:2019/3478 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı … Kurulu kararı ile 07/01/2011 tarih ve 27808 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in Geçici 3. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/11/2019 tarih ve E:2013/410, K:2019/3478 sayılı kararıyla;
… Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı yönünden;
Kurulun dava konusu … tarih ve … sayılı kararı, … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile yürürlükten kaldırıldığından, bu kısım yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı;
Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in dava konusu Geçici 3. maddesi yönünden;
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesi, 3. maddesinin birinci fıkrasının (a), (d) ve (e) bentleri, 4/A maddesinin (e) bendi, 9. maddesinin (B) bendi ile dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 19. maddesinin 1., 2., 3. ve 4. fıkralarına yer verilerek;
Yönetmeliğin dava konusu edilen “Yürürlükten önce satış belgesi almış olan kişilerin, faaliyetine veya işyerine ilişkin aykırılık durumu” başlıklı Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında, “İlgili kanunlarda yer alan hükümlere açık aykırılık hâllerinde derhâl adli/idari yaptırım uygulanmasını gerektiren hâller ile bu Yönetmelikte ayrı süre öngörülen hâller saklı kalmak kaydıyla; bu Yönetmeliğin yayımından önce satış belgesi almış olan kişilerin faaliyetine veya işyerine ilişkin mevcut durumlarının bu Yönetmelik hükümlerine aykırılık içermesi hâlinde, söz konusu hususların, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde Yönetmeliğe uygun hâle getirilmesi zorunludur.”; 2. fıkrasında, “24’üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinde yer alan hususlara ilişkin aykırılıkların, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde giderilmesi zorunludur.” kuralının yer aldığı;
Aktarılan kuralda, Yönetmeliğin yayımından önce satış belgesi almış kişilerin faaliyetlerinin ve iş yerlerinin bu Yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil etmesi durumunda, söz konusu hususların, Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde, 24. maddenin (c) ve (ç) bentlerinde yer alan hususlarda ise bir yıl içerisinde Yönetmeliğe uygun hâle getirilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bir geçiş maddesi öngörüldüğü;
Tütün mamulü ve alkollü içki satıcılarının 4207, 4250 ve 4733 sayılı Kanunlar gereği Kurumdan yetki almaları zorunlu olup, Kurumun, bu yetkiyi, anılan mevzuatta aranan şartları sağlayan başvuru sahibi gerçek ve tüzel kişiler adına “satış belgesi” düzenlemek suretiyle kullandığı; böylece, tütün mamulleri ve alkollü içkilerin sadece bu işe münhasır satış noktalarında satılmasıyla, tüketicilerin güvenli ürünlere ulaşmaları ve piyasanın etkin bir şekilde takip ve kontrolünün sağlanmasının amaçlandığı;
Uyuşmazlık konusu kural, Yönetmeliğin diğer maddeleri ile birlikte değerlendirildiğinde, Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce satış belgesi almış kişilerin faaliyetlerinin ve iş yerlerinin bu Yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil eden durumlarının Yönetmeliğe uygun hâle getirilmesi için geçiş süreci öngörülmek suretiyle hem Yönetmelik maddeleri arasında bir yeknesaklığın ve uygulama bütünlüğünün sağlandığı hem de satıcıların olası idarî yaptırımlara maruz kalmalarının önüne geçildiği;
Bu itibarla, geçiş dönemine ilişkin hukukî boşluk oluşmasının önlenmesine ve bu süre içinde Yönetmeliğe uygunluğun sağlanmasına yönelik uyuşmazlık konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle;
Kurul kararının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Yönetmelik düzenlemesinin iptali istemi yönünden davanın reddine, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yerinde olmakla birlikte dava açıldıktan sonra dava konusu Kurul kararı iptal edildiğinden tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği, dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin ise, kazanılmış hak, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının, davanın reddine ilişkin kısmının onanması, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararlarda bulunacak hususlar” başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun’un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde; vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun’da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının, davanın reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince;
Dava konusu … tarih ve … sayılı … Kurulu kararı ile, tütün mamulü ve/veya alkollü içki satış faaliyeti sürdüren satıcıların iş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki faaliyet konularının değerlendirilmesi suretiyle mevzuata uygunluğunun sağlanması amacıyla; 2012 yılı süre uzatım işlemi esnasında süre uzatım işleminin satış belgesi üzerinden gösterilmesini sağlamayan veya süre uzatım işlemi için yetkili odaya başvuran, fakat iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ibraz etmeyen veya iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ibraz eden, ancak ruhsattaki faaliyet konusu ile ilgili yönetmelikte sayılan konuların birebir örtüşmediği anlaşılan perakende satıcılardan, öngörülen süre içerisinde iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ibraz etmeyenler ile Yönetmelikte sayılan konuların dışında faaliyet gösteren kişilerin satış belgelerinin iptal edilmesi öngörülmüştür.
İş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki faaliyet konularının değerlendirme sürecine ve bu süreç sonucunda satış belgelerinin iptaline ilişkin bahse konu Kurul kararının, iş bu davanın açılış tarihi olan 16/10/2012 tarihinden sonra … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sonraki tarihli Kurul kararı ile yürürlükten kaldırılan dava konusu Kurul kararı yönünden karar verilmesine yer olmadığı kararı verilen temyize konu Daire kararında davacının haksız çıkan taraf olarak kabul edilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamının davacı üzerinde bırakılmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına yönelik Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/11/2019 tarih ve E:2013/410, K:2019/3478 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının oybirliği ile ONANMASINA,
3. Anılan kararın temyize konu yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının oyçokluğu ile BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,

5. 01/02/2021 tarihinde, kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ve Daire kararının tümüyle onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.

KARŞI OY

XX- Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmelik düzenlemesi yönünden davanın reddine, sonraki tarihli Kurul kararı ile yürürlükten kaldırılan dava konusu Kurul kararı yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen davanın bütünü yönünden davacının haksız çıktığı yaklaşımıyla, yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verildiği ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu edilen Kurul kararının daha sonraki tarihli bir Kurul kararıyla yürürlükten kaldırıldığından bahisle bu kısım yönünden uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda; kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklindeki kararla neticelenen davada, iptaline karar verilmesi istenilen ancak daha sonra uygulamaya konulan başka bir Kurul kararıyla yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle esası hakkında hukuki bir değerlendirme yapılmayan Kurul kararına ilişkin olarak, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, davacının karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlanan Kurul kararı yönünden de davada haksız çıkan taraf olduğu yaklaşımıyla, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin tamamının davacıya yükletilmesine hükmedilmiş olması nedeniyle, temyiz başvurusuna konu kararın yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden bu gerekçeyle bozulması gerektiği görüş ve kanaatinde olduğumdan, kararın bozmaya ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.