Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12810 E. 2016/6601 K. 27.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12810
KARAR NO : 2016/6601
KARAR TARİHİ : 27.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde; davalıların uzaktan akrabası olduğunu, satmak istedikleri arazilerin bulunduğunu söylediklerini, davalıların daha sonra tapusunun verileceği yönündeki beyanlarına itibar ederek ve davalılardan …’e 15.000,00 TL,…’a da 18.500,00.-TL. ödeyerek 11/12/2010 tarihli senetle arazi satın aldığını, ancak daha sonra bu yerin orman sınırları içerisinde kaldığını tapunun verilmeyeceğini öğrendiğini, bu durumda parasının iade edilmesini istemişse de davalılar parayı ödemeye yanaşmayınca davalılar hakkında ayrı ayrı icra takibi başlattığını, ancak davalıların icra takiplerine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek; davalıların icra takiplerine yönelik haksız itirazlarının iptaline, icra takiplerinin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 11/12/2010 tarihli belge ile dava konusu gayrimenkulün zilyetliğinin satıldığını ve müvekkillerin edimlerini yerine getirerek zilyetliği davacıya devrettiğini, müvekkillerinin 08/05/1987 tarihli zilyetlik bağ devir anlaşmasıyla taşınmazı elinde bulundurduğunu, satış belgesinde tapunun verileceği taahhüdü bulunmadığını, davacının söz konusu gayrimenkulün tapusuz olduğunu bile bile sadece zilyetliğini satın aldığını, bu nedenlerle edimlerini yerine getiren müvekkillerinin satış bedelini iade ile yükümlü olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın davalılar tarafından davacıya satıldığı ve karşılığında bedel alındığı gerekçesiyle; her iki icra takibine ilişkin asıl alacaklar yönünden itirazın iptaline, faizin iptali istemi talebinin reddine ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Taşınmazların satışına ilişkin resmi şekilde sözleşme yapılmadıkça TMK. 706.ve TBK’nun 237., Tapu Kanununun 26.ve Noterlik Kanunu’nun 60.maddeleri gereğince harici satış sözleşmesi hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür.
İade edilirken, ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gerekmektedir. Bu şekilde, denkleştirici adalet ilkesi gereğince, tam bir eski hale getirme yükümlülüğü yerine getirilmiş olmaktadır. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödenen paranın denkleştirici adalet ilkesi gereğince iade edilmesi suretiyle haksız değer kaymalarının önlenmesi amaç edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında düzenlenen 11/12/2010 tarihli emlak satış belgesi ile bağın tamamının davacıya satıldığı, karşılığında davalı …’e 15.000,00 TL, davalı …’a 18.500,00 TL ödendiği, daha sonra davacı tarafından ayrı ayrı davalılar hakkında asıl alacak ve ödeme tarihinden hesaplanan işlemiş faiz talebiyle icra takibi başlatıldığı görülmektedir.
Davacı tarafından davalılar aleyhine başlatılan icra takiplerinde geçersiz sözleşme ile ödenen paranın sözleşme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsili talep edildiğine göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle davacı tarafça yapılan icra takibine konu edilen alacak talebinde, ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde ödeme yapılması kastedilmiştir.
Bu durumda, mahkemece; uzman bilirkişi aracılığı ile davacının 11/12/2010 tarihinde ödediği satış bedelinin, ifanın imkansız hale geldiği tarih belirlenmek suretiyle bu tarihte ulaşacağı alım gücü; çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon,…, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs) ortalamaları alınmak suretiyle belirlenmesi ve bu yöntemle belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.