YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12772
KARAR NO : 2016/6622
KARAR TARİHİ : 27.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin 15.10.2008 tarihinde …İli,…. Mevkiinde bulunan 960 m²lik taşınmazı davalıdan 119.500TL’ye satın aldığını bedelin 20.000TL’sini 15.10.2008 tarihinde 99.500TL’sini de 28.12.2008 tarihinde nakden ödediğini ancak davalının tapuda devir işlemini gerçekleştirmediğini ve müvekkilini sürekli oyaladığını, müvekkilinin bunun üzerine harici araştırma yaparak dava konusu taşınmazın davalının babası adına kayıtlı olduğunu ve taşınmazın gerçek miktarının da 704 m² olduğunu öğrendiğini iddia ederek 119.500TL’nin bilirkişi marifeti ile tespit edilecek dava tarihi itibariyle güncel değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmadaki beyanı ile; davaya konu taşınmazı davacı aracılığı ile ismini bilmediği bir İngiliz’e sattığını, davacının satış parasını kendisine ödediğini ancak kendi adına değil İngiliz adına aldığını, taşınmazın müşterek tapulu olmasından dolayı tapuyu veremediklerini ancak taşınmazın halen durduğunu ve davacının isterse burayı kullanabileceğini, paranın iadesini ise kabul etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının davacıdan almış olduğu paranın Kamu İhale Kurumu resmi sayfasından edinilen güncel değerleri ile ödenmesine karar verilerek davanın kabulüne, davacı tarafından 15.10.2008’de ödenen 20.000TL’nin güncel değeri olan 29.548,33TL ile 28.12.2008 tarihinde ödenen 99.500TL’nin güncel değeri olan 146.215,22TL paranın her birine dava tarihi itibariyle ayrı ayrı işletilecek olan yasal faiziyle beraber ödenmek üzere davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 15.10.2008 tarihli satış sözleşmesi resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (TMK m.706, BK m.213, TBK. m.237, T.Kanunu m.26 Noterlik Kanunu m.60). Bu nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda alıcı; geçersiz sözleşme nedeniyle, satıcıya verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebilir.
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması olup, sebepsiz zenginleşme gereğince verilenlerin iadesi sağlanırken, ödenen paranın ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması, başka bir deyişle denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması gerekir.
Denkleştirici adaleti ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan, başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin, elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Yukarıda açıklananlar ışığında; somut olayda mahkemece davacının yapmış olduğunu kanıtladığı ödemelerin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerinin tespiti yönünden konusunda uzman bir bilirkişiden az yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uygun bir rapor alınmaksızın, mahkeme tarafından Kamu İhale Kurumu resmi sayfasından edinilen bilgiler doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
O halde mahkemece; Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre davacının ödediği satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı alım gücü, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak uzman bilirkişi vasıtasıyla hesaplanması sağlanmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.