YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1473
KARAR NO : 2016/8140
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı ve davalı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili, kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan ilama dayalı başlatılan takipte, müvekkili İdare’nin hak ve alacaklarına haciz konulduğunu bu tür alacaklar için 5999 ve 6111 sayılı Yasalar ile 2560 sayılı Yasa’nın 27. maddesi ve İİK’nun 82/1. maddesi uyarınca haciz yasağı getirtildiğini, bu nedenle haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek usul ve Yasa’ya aykırı haciz işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 6552 sayılı Yasa gereği tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş, hükmün alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından “Yasa hükümleri incelendiğinde 6552 sayılı Kanun’un 123. maddesi ile 5393 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 8. maddesinin son cümlesinde hacizlerin kaldırılması usul ve yöntemini “söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” şeklinde açıkça belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece İcra Müdürlüğü’ne 6552 sayılı Kanun’un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda 15. maddenin son fıkrasına eklenen hüküm gereğince işlem yapılması yönünde talimat verilmekle yetinilmesi gerekirken anılan yasal prosedürün işletilmesi sağlanmadan mevcut hacizlerin kaldırılması şeklinde hüküm tesisi isabetsizdir. ” denilmek sureti ile karar bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak İcra Müdürlüğü’ne talimat verilmesine karar verilmiş, hüküm bu kezde alacaklı ve borçlu vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
11.09.2014 tarihli 29116 sayılı Resmi Gazele’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu 15. maddenin son fıkrasına “İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamaz” hükmü eklenmiş ise de; Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2015 tarihli ve E.: 2014/194, K,: 2015/55 sayılı Kararı ile Birinci cümledeki “ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır.” ve son cümlesindeki “veya kamu hizmetini aksatacak” ifadeleri iptal edilmiştir.
Yine aynı Yasa’nın 123. maddesi ile 5393 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 8. maddede “15’inci maddenin son fıkrası hükümleri, devam eden her türlü icra takipleri hakkında da uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış icra takipleri gereğince konulan tüm hacizler, söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” hükmü ise Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2015 tarihli ve E: 2014/194, K: 2015/55 sayılı Kararı ile iptal edilerek yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda Geçici 8. maddenin iptal edilmesi ile 6552 sayılı Yasa hükümlerinin sadece Yasa’nın yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılan icra takiplerinde uygulanabileceğinin kabulü gerekir.
O halde icra takibinin 6552 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılmış olması halinde; 5393 sayılı Kanunun 15/son fıkrasına eklenen ve iptal edilmeyen “İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce Belediye’den borca yeter miktarda haczcdilebilecek mal gösterilmesi istenir” hükmü gereğince öncelikle İcra Dairesi’nce bu işlemin yerine getirilmesi, 10 gün içinde mal beyanında bulunulmaması veya gösterilen malların alacağı karşılamaması halinde ise diğer mallar üzerinde haciz uygulanması talebinin, yerine getirileceğinin, icra takibinin 6552 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden önce olması halinde ise; 6552 sayılı Yasa ile 15/son maddesine eklenen yukarıdaki fıkra hükmünün uygulanamayacağının kabulü gerekir.
Somut olayda; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından verilen bozma kararı sırasında yürürlükte bulunan yasal düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği de gözünündc bulundurulduğunda, takip tarihi 25.01.2012 olup, 6552 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihinden önce olduğundan 6552 sayılı Yasa ile 5393 sayılı Yasa’nın 15/son maddesine eklenen ek fıkra hükümlerinin uygulanamayacağının kabulü gerekir. Bu durumda şikayet sebepleri arasında İİK’nun 82/1. maddesininde bulunduğu göz önünde bulundurularak; haciz yazısında belirtilen hesap numarasına uygun hesap ekstreleri getirtilerek, hesaptaki paraların mahiyeti ve kaynağı belirlenip, alanında uzman bilirkişi marifeti ile şikayet nedenleri kapsamında değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi yerine, eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70’şer TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalıya iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.