YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7710
KARAR NO : 2016/3417
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davacılar kiracı şirket ve kefil tarafından davalı kiralayan aleyhine açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalının davacılar hakkında İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün 2010/645 esas sayılı dosyasıyla 2009 Yılı Kasım ile 2011 yılı Haziran ayları arası kira parası, toplam 30.450 TL’nin tahsili için takip başlattığını ancak, taşınmazın 09.03.2010 tarihinde tahliye edilerek anahtarların icra dosyasına teslim edildiğini ve 4 aylık kira bedelinin de kabul edilerek ödendiğini bu nedenle borçlarının bulunmadıklarını tespitine, davacılar lehine % 20 icra tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, taşınmazın tahliyesi sonrasında ancak 15.08.2010 tarihinde yeniden kiraya verilebildiğinden bu tarihe kadar olan kira bedellerinden sorumlu olması gerektiğinden ve ödenmeyen aidatlar olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece, davacı kiracının icra takibi sonucu 09.03.2010 tarihine kadar olan kira bedelleri ve aidatlardan sorumlu olduğu gerekçesi ile, tahliye tarihine kadar olan kira bedelleri ve aidatlar hesaplanarak kalan 25.748,70 TL yönünden davacıların sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına ve sözleşmede açıkça kararlaştırılmadığından kefilin makul süre kirası ile sorumlu olmayacağının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin kiracı şirket yönünden makul süre alacağına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Davalı ile davacı şirket arasında 01.07.2009 tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kiracı, temerrüt nedeniyle tahliye talepli icra takibi sonucunda taşınmazı 09.03.2010 tarihinde tahliye etmiş ise de; tahliye, davalı kiracının temerrütü sonucu gerçekleştiğinden kiracı kira dönemi sonuna kadarki kira parasından sorumludur. Ancak TBK’nun 114. maddesi göndermesi ile aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Davalı
./..
kiracının sorumluluğu kiralananın kira sözleşmesindeki bedel ve koşullarda yeniden kiraya verilebileceği süre kadardır. Esasen kanun koyucu bu kuralı 6098 sayılı TBK’nun 325. maddesiyle kanun hükmü haline getirmiştir. Mahkemece, taşınmazın anahtar teslim tarihi olan 09.03.2010 tarihinden sonra aynı şartlarla ne kadar süre içinde kiraya verilebileceği uzman bilirkişi aracılığıyla tespiti ile, tespit edilecek bu makul süre kadar kira parasından ve bu süreye ilişkin aidat bedelinden davalının sorumlu olacağı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.