Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/20595 E. 2016/3444 K. 26.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20595
KARAR NO : 2016/3444
KARAR TARİHİ : 26.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti

… ile ,… Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 03.06.2014 gün ve 670/257 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, 2,5 dönüm miktarındaki tapulama harici dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 45-50 yaşlarında 30 adet zeytin ağacı, 11 adet 5 yaşlarında zeytin ağacı, 15 yaşlarında 40 adet kayısı ağacı, 10 yaşlarında 40 adet üzüm bağının müvekkili tarafından dikilip yetiştirildiğini ve söz konusu muhdesatların müvekkile ait olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukuku’nda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 maddeler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere, tanık beyanlarına göre muhdesatların davacı tarafından dikildiği ve yetiştirildiği sabit olmuştur. Mahkemece dava konusu meyve ağaçlarının davacı tarafından meydana getirildiğinin/dikildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ:Tüm bu açıklamalar nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca yerel mahkeme hükmünün ….inci fıkrasındaki “davacıya ait olduğunun tespitine” tümcesi çıkarılarak, yerine “davacı tarafından meydana getirildiğinin, dikildiğinin tespitine” şeklinde yazılmasına, hüküm fıkrasının bu şekilde düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
26.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.