Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/27087 E. 2016/6706 K. 16.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/27087
KARAR NO : 2016/6706
KARAR TARİHİ : 16.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlerine dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık hakkında tayin olunan cezanın, karar tarihindeki miktar ve türü itibariyle hükmün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından sanık ve müdafiinin temyiz isteminin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2)Sanık … … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuk … hakkında doğru uygulama yapılması halinde TCK’nin 50. maddesinin uygulanma ihtimali bulunmayışına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 sayılı Kararında “sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağı belirtilmesine göre bu açıklamalar ışığında somut olayımıza ilişkin olarak değerlendirme yapıldığında suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nin 50. maddesinin uygulanma imkan ve kabiliyeti kalmayacağından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Sanık … hakkında iddianame içeriğinde bıçaktan bahsedilmemesi ve sevk maddeleri arasında 86/3-e maddesi gösterilmediği halde sanığa ek savunma hakkı verilmeden, sanık hakkında bu madde gereğince uygulama yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilmesi,
b)Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/1-son maddeleri gereğince tayin olunacak hapis cezasının 5 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi,
c)Mahkemece ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin anlaşılamadığı kabul edildiği halde sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nin 29.maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanık …’nin hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın ve suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakları saklı kalmak kaydı ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 16/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.