Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/2370 E. 2016/4750 K. 16.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2370
KARAR NO : 2016/4750
KARAR TARİHİ : 16.03.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Borca itiraz

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Borçlu vekili, takibe dayanak ilamda banka aleyhine bir hüküm bulunmadığından takibin iptaline karar verilmesini istemiş ve mahkemece icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm, karar düzeltme aşamasında Dairemiz’in 2014/16342 E. 2015/1556 K. sayılı ve 26/1/2015 tarihli kararı ile “dayanak ilamın, takip tarihinden önce bozulmuş olması ve …’ı sorumlu kılan bir ilam henüz alınmamış olması nedeniyle ING Bank hakkında takibin iptaline karar verilmesi gerekirken icranın geri bırakılması isabetsizdir” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, yeniden yapılan yargılama neticesinde, bozmaya uyma kararı verildiği halde davanın reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi halinde (HUMK 429, HMK 363 ve devamı maddeleri) mahkeme artık bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozmaya uyma (ara) kararı, lehine bozma yapılan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğurur.
Aynı konuda, 04.02.1959 gün ve 1957/13-E. 1959/5 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da (R.G. 28.04.1959 gün ve sayı:10193) usuli kazanılmış hakkın hukukumuzdaki yeri; “Temyiz merciince bir kararın bozulması ve mahkemenin bozma kararına uyması halinde, bozulan kararın bozma sebeplerinin şümulü dışında kalmış cihetlerinin kesinleşmiş sayılması, davaların uzamasını önlemek maksadıyla kabul edilmiş çok önemli bir usuli hükümdür. Bir cihetin bozma kararının şümulü dışında kalması da iki şekilde olabilir. Ya o cihet, açıkça bir temyiz sebebi olarak ileri sürülmüş fakat dairece itiraz reddedilmiştir; yahut da onu hedef tutan bir temyiz itirazı ileri sürülmemiş olmasına rağmen dosyanın temyiz dairesince incelendiği sırada dosyada bulunan yazılardan onun bir bozma sebebi sayılması mümkün bulunduğu halde o cihet dairece bozma sebebi sayılmamıştır. Her iki halde de o konunun bozma sebebi sayılmamış ve başka sebeplere dayanan bozma kararına mahkemece uyulmuş olması, taraflardan birisi lehine usuli bir müktesep hak meydana getirir… ” şeklinde açıklanmıştır.
Somut olayda, icra mahkemesince bozmaya uyulduğu görülmektedir.
Hal böyle olunca, bozma ilamına göre şikayetçi … hakkında takip yapılamayacağından, takibin iptali hakkında karar verilmesine dair hüküm kurulması gerekirken, bozma gerekçeleri tekrarlandığı halde bozmayla çelişir şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.03.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.