Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2013/16395 E. 2016/1514 K. 11.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16395
KARAR NO : 2016/1514
KARAR TARİHİ : 11.02.2016

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Posta dağıtıcısı olan sanıkların, Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen boşanma davasında, dava dilekçesi içeren tebligat evraklarını usule aykırı biçimde tebliğ edip müştekinin mağduriyetine neden olmak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; sanıkların iş yoğunluğu bulunduğuna ve Tebligat Kanununun 21. maddesinde yapılan değişikliğe ilişkin eğitim verilmediğine dair savunmaları, suç tarihlerinden kısa süre önce 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına 11/01/2011 gün ve 6099 sayılı Kanunun 5.maddesiyle eklenen “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki fıkranın önceki uygulamayı tamamen değiştirmesi, bilgi eksikliği ve beşeri hatanın suç kastını ortadan kaldıracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların suç kastıyla hareket ettiklerine dair cezalandırılmalarını gerektirir, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucu mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanıklar hakkında, 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.