YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/992
KARAR NO : 2016/4648
KARAR TARİHİ : 15.03.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, müvekkili aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde müvekkilinin çeşitli kurum ve bankalardaki alacak hesaplarına haciz konulduğunu, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6.maddesine, 2560 sayılı Kanunu’nun 27.maddesine göre müvekkilinin mallarının haczedilemeyeceğini söyleyerek dosyadaki tüm hacizlerin kaldırılmasına, alacaklıya hiç bir ödeme yapılmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece şikayetin kabulüne, dosyadaki tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın temyizi üzerine, Dairemizce, el koymanın 1983 yılından sonra olduğu, Kamulaştırma Yasası’na dayalı haczedilmezlik şikayetinin reddi ile sair şikayetlerin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuş Mahkemece, bozma ilamına uyularak, bozma ilamından sonra, 11/09/2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, 6552 sayılı Yasa’nın 121 ve 123. maddeleri ile 5393 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik nedeni ile şikayetin kabulüne haczin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce 6552 sayılı Yasa’nın 123. maddesi ile 5393 sayılı Kanun’a eklenen geçici 8. maddenin son cümlesinde, hacizlerin kaldırılması usul ve yönteminin, “Söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır” şeklinde açıkça belirtildiği, Mahkemece, İcra Müdürlüğü’ne 6552 sayılı Kanun’un 121. Maddesi ile 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin son fıkrasına eklenen hüküm gereğince işlem yapılması yönünde talimat vermekle yetinilmesi gerekirken, anılan yasal prosedür işletilmeden mevcut hacizlerin kaldırılmasının isabetsiz olduğu belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, bozma ilamı doğrultusunda, İcra Müdürlüğü’ne 6552 Sayılı Kanun’un 121. maddesi ile 5393 Sayılı Belediye Kanunu 15. maddenin son fıkrasına eklenen hüküm gereğince işlem yapılması yönünde talimat verilmesine karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11.09.2014 tarihli 29116 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu 15. maddenin son fıkrasına “İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamaz” hükmü eklenmiş ise de Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2015 tarihli ve E.: 2014/194, K.: 2015/55 sayılı Kararı ile birinci cümledeki “ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır.” ve son cümlesindeki “veya kamu hizmetini aksatacak” ifadeleri iptal edilmiştir.
Yine aynı Yasa’nın 123. maddesi ile 5393 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 8. maddede “ 15’inci maddenin son fıkrası hükümleri, devam eden her türlü icra takipleri hakkında da uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış icra takipleri gereğince konulan tüm hacizler, söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” hükmü ise Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2015 tarihli ve E.: 2014/194, K.: 2015/55 sayılı Kararı ile iptal edilerek yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda Geçici 8. maddenin iptal edilmesi ile 6552 sayılı Yasa hükümlerinin sadece Yasa’nın yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılan icra takiplerinde uygulanabileceğinin kabulü gerekir.
İcra takibinin 6552 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden sonra başlatılmış olması halinde; 5393 sayılı Kanun’un 15/son fıkrasına eklenen ve iptal edilmeyen “İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir” hükmü gereğince öncelikle icra dairesince bu işlemin yerine getirilmesi, 10 gün içinde mal beyanında bulunulmaması veya gösterilen malların alacağı karşılamaması halinde ise diğer mallar üzerinde haciz uygulanması talebinin yerine getirileceğinin, icra takibinin 6552 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden önce olması halinde ise; 6552 sayılı Yasa ile 15/son maddesine eklenen yukarıdaki fıkra hükmünün uygulanamayacağının kabulü gerekir
Somut olayda, Dairemizce verilen bozma kararından sonra, yukarıda açıklandığı şekilde 6552 sayılı Yasa iptal edildiğinden, bozma kararı ve bozmaya uyularak verilen hükmün dayanağı kalmamıştır. Ayrıca takip 20.02.2013 tarihinde başlatılmış olup 6552 sayılı Yasa ile 5393 sayılı Yasanın 15/son maddesine eklenen ek fıkra hükümlerinin uygulanamayacağı nedeniyle, Mahkemece, şikayetin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.