YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11888
KARAR NO : 2016/15028
KARAR TARİHİ : 28.06.2016
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e. 87/1-d-son, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla neticeten 2 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2013 tarihli ve 2012/489 esas, 2013/182 sayılı kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02/07/2015 tarihli ve 2014/39956 esas, 2015/23496 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlü tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 28/09/2015 tarihli ve 2012/489 esas, 2013/182 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2015 tarihli ve 2015/888 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 02.05.2016 tarih ve 2016/2146 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.05.2016 tarih ve 2016/189272 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; sanık … hakkında, … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2013 tarihli ve 2012/489 esas, 2013/182 sayılı kararında kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, mağdur hakkında soruşturma aşamasında alınan ilk doktor raporu olan … Merkez Sağlık Ocağının 13/10/2005 tarihli raporunda mağdurun sağ göz üzerinde takriben 1 cm çapında ödemli, eritemli, cilt ve cilt altı lezyonu, sol klavicula üzerinde sıyrık tarzında lezyon ve sırttan başlayan aralıklarla belin alt kısmına kadar uzanan hafif eritemli ödemli yaralanmanın olduğu ve yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile iyileşir nitelikte olduğunun bildirildiği, anılan rapordan sonra …Üniversitesi …Tıp Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18/10/2005 tarihli raporunda mağdurun kafa kemiklerinde lineer kırık olduğu, yaşamını tehlikeye soktuğu, hayati fonksiyonlarını Orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu kanaatine yer verildiği, keza yargılanmanın yenilenmesi dilekçesinde dinlenilmesi talep edilen tanık ….’ın mağduru … Merkez Sağlık Ocağına ve …Üniversitesi …Tıp Merkezine kendisinin götürdüğünü, mağdurun abisi ve Tıp Merkezinde çalışan yengesi …..’ın 18/10/2005 tarihli raporu şüphelinin ceza alması için ayarladıklarını belirttiği nazara alındığında, bu durumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi anlamında yeni delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanık lehine bir durum meydana getirebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar
verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi
gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık … hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller, adli raporlar ve tanık beyanları usulünce değerlendirilerek mağduru yaralama eyleminden dolayı TCK’nin 86/1, 3-e, 87/1-d-son, 29, 62, CMUK 326/son maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.07.2015 gün ve 2014/39956 Esas, 2015/23496 sayılı kararıyla hükmün düzeltilerek onanması suretiyle temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, hükme esas alınan adli raporun sahteliği iddia edilse de bu durumun kesin olarak anlaşılmadığı, adli rapora itirazların daha önce Yargıtay 3. Ceza Dairesinin temyiz incelemesi aşamasında değerlendirildiği, yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen nedenlerin 5271 sayılı CMK’nin 311. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirinin kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2015 tarihli ve 2015/888 değişik iş sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE; dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 28.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.