Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/25681 E. 2016/5318 K. 23.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25681
KARAR NO : 2016/5318
KARAR TARİHİ : 23.03.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak

… ile … aralarındaki alacak davasının reddine dair …. Aile Mahkemesi’nden verilen 11.09.2014 gün ve 375/604 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde davalı tarafından bankadan kredi yolu ile çekilen 44.320,00 TL paranın dava dışı üçüncü şahsa verildiğini, bu paranın taraflar arasında görülen boşanma davasından sonraki tarihte davalı tarafından açılan alacak davasının kabulü neticesinde icra yolu ile tahsil edildiğini, söz konusu paranın evlilik birliği içerisinde edinilen para olması nedeniyle edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin hükümler çerçevesinde mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 22.160,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, söz konusu paranın evlilik birliği içerisinde bankadan çekilerek aynı zamanda kayınbabası olan dava dışı Yüksel’e verildiğini, mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle paranın mevcut olmadığını, boşanma sürecinde geri istemesine rağmen verilmeyen para ile ilgili olarak boşanma davası sonrası açmış olduğu kabül ile neticelenen alacak davasında davacınında tanık sıfatıyla dinlendiğini ve paranın evlilik birliği giderleri ve tüp bebek tedavisinde harcandığına ilişkin tanıklık yapması nedeniyle iş bu dava ile mal rejiminin tasfiyesini talep etmesinin TMK 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen paranın mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Taraflar, 14.04.2001 tarihinde evlenmiş olup; 24.12.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 25.04.2013 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa’nın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Dosya kapsamından, alacak talebine konu edilen paranın Akbank’tan 20.06.2006 tarihinde tüketici kredisi olarak davalı adına alındığı; bu paranın davacının babasına borç olarak verildiği, davalının kayınbabasına karşı açtığı İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen 2011/461 Esas sayılı alacak davasının kabulüne ilişkin karar verildiği, ilamın …. İcra Dairesi’ndeki 2012/27479 Esas sayılı takip dosyası ile takibe konu edildiği ve paranın 19.07.2013 tarihinde davalı tarafından tahsil edildiği hususunda taraflar arasında anlaşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Evlilik birliği içerisinde kredi kullanımı yoluyla sağlanan çekilen bu para, alınma tarihi itibariyle edinilmiş mal niteliğindedir. O halde, alacak talebine konu edilen paranın bankadan kredi kullanılması suretiyle sağlanmasına alınan bu paranın kredi geri ödemesiyle ulaştığı miktar mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinde mevcut kabul edilerek, gerektiğinde banka kayıtlarıyla belirlenmesi; bu miktarın yarısı üzerinde davacının artık değere katılma alacağının bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapılması, davacının talebi de gözetilerek gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 23.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verlimştir.