YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24441
KARAR NO : 2016/5102
KARAR TARİHİ : 21.03.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma ve Katkı Payı Alacağı
… ile … aralarındaki katılma ve katkı payı alacağı davasının reddine dair …. Aile Mahkemesi’nden verilen 11.04.2013 gün ve 500/251 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, davalının ev hanımı olduğu, kooperatif yoluyla alınan gayrimenkulün davalı adına kaydedildiğini, sözkonusu taşınmazın edinilmesine davacının çalışmaları ve birikimleri ile koopertif aidatlarını ödeyerek katkısı olduğu iddiası ile 10.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, davacının katkısının olmadığını belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların anlşamalı boşandığı, protokolde herhangi bir gayrimenkul ve mal varlığı bulunmadığı, anlaşmazlıkta bulunmadığını belirtikleri, beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde bulunduğu, bu beyanlara rağmen dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından davanın esası yönünden temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı, artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanmasında ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakkı doğabilecektir.
Kooperatif ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.
Buna göre; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 tarihine kadar) eşlerin kooperatif ödemelerine yaptıkları katkı oranı, 743 sayılı TKM, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Kişisel mal olarak kabul edilen bu katkı oranı, 01.01.2002 tarihinden sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre, hesap edilecek “değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak” miktarlarının tespitinde gözetilecektir.
Bunun için, öncelikle iddia ve savunmalar doğrultusunda kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler, eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıkları (miras, ziynet, bağış vs) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine (maaş, gündelik, kar payı vs) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde gözönünde bulundurulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 18.10.1985 tarihinde evlenmiş, 27.01.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı m. TKM 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu kooperatife 1994 tarihinde üye olunmuştur. Dava konusu taşınmaz 04.03.2009 tarihinde davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Boşanma dava dosyasındaki protokolün 1 nolu maddesi ” … adresinde ikamet ettiğimiz dairede … ikamet etmeye devam edecek ve dairede bulunan ev eşyaları onun olacaktır.”, 6 . maddesi ” Tarafların birbirinden hiçbir maddi veya manevi tazminat talepleri de yoktur. Herhangi bir gayrimenkul malvarlıkları da yoktur anlaşmazlık da bulunmamaktadır.” şeklindeki düzenlenmeleri ile, boşanma davasındaki 10.03.2009 tarihli oturumdaki taraf beyanlarının mal rejiminden kaynaklanan alacak talebinden feragat niteliği taşımadığı ve dava konusu taşınmazın 04.03.2009 tarihinde ferdileşme suretiyle davalı kadın tarafından edinildiği gözetilerek talebin değerlendirmesi ve taraf delilleri toplanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.