Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/26278 E. 2016/5320 K. 23.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26278
KARAR NO : 2016/5320
KARAR TARİHİ : 23.03.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı

… ile Fitnat Handen Akbulut aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne dair …. Aile Mahkemesi’nden verilen 28.05.2014 gün ve 706/797 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde tarafların katkıları ile edinilen davalı adına kayıtlı taşınmaz ve dershane hissesi yönünden alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmaz yönünden davanın ispatlanamadığından reddine, dershane hissesi yönünden davanın kısmen kabulü ile 12.500,00 TL’nin karar tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm; süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 20.06.1991 tarihinde evlenmiş, 04.11.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 24.04.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraf vekillerinin dersane hissesi ile ilgili diğer temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince, davaya konu % 5 oranındaki dershane hissesinin taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 03.06.2004 tarihinde 10 bin TL bedelle davalı adına satın alındığı, boşanma dava tarihinden sonra da 30.11.2010 tarihinde 10 bin TL bedelle üçüncü şahsa satıldığı anlaşılmaktadır. Edinme tarihi itibariyle davalının edinilmiş malı ve mal rejiminin sona erme tarihi itibariyle mevcut olan bu hisse yönünden, yukarıda açıklandığı şekilde şirketin ilgili defter ve kayıtları üzerinde bu konuda uzman bilirkişiye inceleme yaptırılmak suretiyle bu hissenin tasfiye anı (tarihi) itibariyle güncel sürüm değeri tespit ettirilmek suretiyle artık değere katılma alacağı hesaplaması yapılması ve gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
3- Davacı vekilinin taşınmaz yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 2 nolu meskenin taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 31.07.1997 tarihinde davalı adına satış yolu ile tapuda tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı, taraf ve tanık beyanları gözetildiğinde; bu taşınmaz edinme tarihi itibariyle davalının kişisel malı niteliğindedir. Ne var ki, toplanan delillerden; davalının annesi adına tapuya kayıtlı ve tarafların birlikte oturdukları Ankara/Eryaman’da bulunan kooperatif yoluyla edinilen konutun ödemelerinin taraflarca yapıldığı ve bu taşınmazın satımından gelen para ile üzerine bir miktar para eklenmek suretiyle alacak konu edilen meskenin edinildiği anlaşılmaktadır. O halde bu meskenin alımında davacının katkısının mevcut olduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak, dosya kapsamında eşlerin taşınmazın edinilmesine katkı oranlarını belirleyecek yeterli veri de olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; TMK 4. ve TBK 50. madde uyarınca, hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilmesi, bu oranın taşınmazın dava tarihi itibariyle tespit edilecek sürüm değeri ile çarpılması suretiyle katkı payı miktarının belirlenmesi, davacının talep miktarı da gözetilerek kabul kararı verilmesi olmalıdır. Bu yön gözetilmeksizin Mahkemece yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle taraf vekillerinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, bozma sebebine göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 239,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.