Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/22398 E. 2016/3098 K. 23.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22398
KARAR NO : 2016/3098
KARAR TARİHİ : 23.02.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Meskeniyet İddiası

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Borçlu vekili, müvekkilinin haline münasip evinin haczedildiğini belirterek, İİK’nun 82. maddesi gereğince haczin kaldırılmasını talep etmiş, Mahkemece 16.06.2014 tarihli rapor dikkate alınarak taşınmazın borçlunun haline münasip evi olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verilmiş, karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı, adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra Mahkemesi’nce, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedeli bilirkişilere tespit ettirdikten sonra haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise, satılmasına, satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktarın borçluya ödemesine karar verilmelidir. Bu kıstasları aşan, nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler maddede öngörülen amaca aykırıdır.
Somut olayda; icra dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde mahcuza 150.000 TL kıymet takdir edildiği halde, İcra Mahkemesi’nce yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise evin değerinin 90.000 TL olduğu tespit edilmiştir. Her iki rapor arasında haline münasip evin değeri yönünden büyük miktarda farklılık oluştuğu, çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda ve takip hukukunda asıl olanın alacaklının alacağına kavuşturulması olduğu, borçlunun tek başına yaşadığı ve daha mütevazi semtte ve vasıflarda bir evde oturabileceği hususu gözönünde tutularak bilirkişilerden ek rapor alınıp borçlunun haline münasip alabileceği evin değerinin net olarak belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve yetersiz rapora dayalı ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden belirlenen değere göre hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.