Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/11319 E. 2016/3612 K. 29.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11319
KARAR NO : 2016/3612
KARAR TARİHİ : 29.02.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait ev eşyalarına haciz konulduğunu, yapılan haciz işlemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istihkak davalarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı, haciz yapılan adresin davacıya ait olmasının eşyaların da davacıya ait olduğu manasına gelmeyeceğini, ev eşyalarının haczedilemeyeceği itirazının gerçek dışı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu haczin borçlunun resmi nikahlı eşi yani davacı …’le birlikte oturduğu evde yapıldığı, … Noterliği’nce düzenlenmiş 26.12.2012 günlü … yevmiye nolu düzenleme şeklinde mal ayrılığı sözleşmesinin sunulduğu, yine haciz yapılan gayrımenkulun tapu malikinin davacı 3.kişi olduğuna dair 25.01.2005 edinme tarihli tapu kaydının sunulduğu, hacze konu mallardan, piyano hariç diğer malların İİK’nun 82. maddesi gereğince haczi kabil olmayan mallardan olduğu, piyonaya ilişkin de fatura ve belgeler sunulduğu, bu deliller karşısında üçüncü şahsın istihkak iddiasını kanıtladığı gerekçeleri ile istihkak iddiasının kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Davacı 3. kişi …, dava dışı borçlu …. ile resmi nikahlı evli olup, haciz adresinde birlikte ikamet etmektedirler.Bu nedenle İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Somut olayda, takibe konu borç 03.07.2007 tanzim 24.02.2012 vade tarihli bonodan kaynaklanmaktadır. Her ne kadar davacı 3.kişi ile dava dışı borçlu
ilişkin sunulan faturaların borcun doğumundan sonra düzenlenmesi, bu faturaların tek taraflı olarak her zaman düzenlenmesi ve temini mümkün bulunması, diğer mahcuzlar yönünden ise fatura ya da herhangi bir sahiplik belgesinin sunulmamış olması nedeniyle sunulan delillerin karinenin aksini ve istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği dikkate alınmadan, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen, temyize konu istihkak davasının konusu olmayan, İİK’nun 82. maddesindeki haczedilemezlik şikayeti ve yazılı diğer gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle,davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 348,38 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.