Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/8121 E. 2016/8642 K. 11.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8121
KARAR NO : 2016/8642
KARAR TARİHİ : 11.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yargılamanın İadesi Talebi

… ve müşterekleri ile … aralarındaki yargılamanın iadesi talebi davasının reddine dair ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 13.05.2014 gün ve 65/275 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi iadei muhakeme talebinde bulunan vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tapu kütüğünde vekil edeni adına kayıtlı taşınmazların; harici satışa konu edilerek, hileli yollarla kısa sürede hükmen 3. kişiler adına tescilinin sağlandığını, olayla ilgili olarak Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu, yine dava konusu 292 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında davalılar tarafından daha önce açılan davalardan feragat edildiğini açıklayarak, vekil edeni adına kayıtlı 292 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki hissenin iptali ile davalılar adına tesciline ilişkin ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12.04.2012 gün, 2012/64 Esas ve 2012/143 Karar sayılı, 21.05.2012 tarihinde kesinleşen hükmünün, 6100 sayılı HMK’nun 375/1-(h) ve (ı) bentlerinde yazılı nedenlerle yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar vekili, yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacının iddialarının asılsız olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; yargılamanın iadesi talep edilen tapu iptali ve tescil davasında, her iki tarafın da vekili bulunduğu, sahteliği iddia olunmayan vekaletname ile davalı vekiline davayı kabul yetkisi verildiği ve kabul beyanına dayanılarak davanın kabulüne karar verildiği, HMK’nın 375. maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinden herhangi birisinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, HUMK’nun 445/7. bendinde (6100 sayılı HMK’nun 375/1-h) yer alan “Mahkümunleh tarafından hükme müessir diğer bir hile ve hud’anın kullanılmış olması” ve 445/10. bendinde yer alan “iki tarafı ve sebebi müttehit bir dava hakkında sadır olan bir ilama mugayyır yeni bir ilam suduruna sebep olabilecek bir madde yokken, yine o mahkeme veya diğer bir mahkeme tarafından evvelki ilamın hükmü hilafında bir hüküm ve karar verilmiş olup da her iki ilamın katiyet kesbetmesi” hukuki nedenlerine dayalı yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; yargılamanın iadesine konu davaya benzer şekilde aleyhinde sonuçlanmış birçok davanın bulunduğunu, kendi vekili, davacı asıllar ve dava dışı 3. kişilerin de katılımı ile tapuda adına hisseli olarak kayıtlı bulunan taşınmazlardan 3.kişilere haricen hisse satışı yapılmış gibi gösterilerek aleyhine hüküm oluşturulduğunu, bu şekilde hile ve dolandırıcılık eylemleriyle zarara uğratıldığını ileri sürmektedir. Dosya arasındaki belgelere göre; eldeki davanın davalıları … ve arkadaşları vekili Av. … tarafından, 292 ada 2 parsel sayılı taşınmazda toplam 775/38400 hissenin haricen satın alındığı belirtilerek tapu kaydının iptali ve tescili için …..Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı, davalı (yargılamanın iadesi isteminde bulunan davacı) vekilinin davayı kabul etmesi üzerine aynı tarihte davanın kabulüne karar verildiği, 21.05.2012 tarihinde kalemde gerekçeli kararın davacı ve davalı vekillerine tebliğ edildiği ve yine aynı gün davacı ve davalı vekillerinin hükmün temyizinden feragat ettiklerini bildirmesinden sonra Mahkemece verilen kabul kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; HUMK’nun 445/7. bendine göre, lehine karar verilen tarafın veya vekilinin, hükme etkisi olan diğer bir hile (ve hud’a) kullanmış olması yargılamanın iadesi sebebidir. Hile; gerçekte var olan olayların bilerek gizlenmesi veya gerçek dışı olaylara (vakıalara) mal etmek suretiyle diğer tarafın aldatılması (iğfal edilmesi)’dır. Hükmü etkileyen hile ve hud’anın (hud’anın sözlük anlamı: Aldatma, oyun, hile, desise, dalavere, tertip, düzen) her olayın gelişim biçimine göre takdiri tamamen hakime aittir. Olayların gösterdiği gelişmelere göre hükme etkili olan ve yargıyı yanılgıya götüren tüm olayların hile sayıldığı kabul edilmektedir. Maddedeki hilenin diğer Kanunlardaki hileden ayrı olarak daha geniş bir anlamda hükme etki eden pek çok fiil ve hareketlerin hile şeklinde nitelendirilmesi ve olayların gelişimine göre ne gibi hallerin hile teşkil edebileceğinin hakim tarafından takdiri gerekmektedir. Hakim bir taraftan bu inceleme ve araştırmayı yaparken, öte yandan özellikle Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hilenin unsurlarına bağlı kalmaksızın ne gibi ifade ve eylemlerin yargılamanın yenilenmesini gerekli kılacağını değerlendirmesi gerekecektir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada kabul edilen görüşlere göre, HUMK’nun 445/7.bendinde öngörülen hileli davranış olumlu (aktif) bir eylem biçiminde olabileceği gibi, kaçınma ve susma gibi pasif (hareketsizlik) bir şekilde de ortaya çıkabilir. HUMK 445/7. bendinde ifadesini bulan hile ve hud’a sayıldıkları için yargılamanın idesi sebebi teşkil eden haller arasında; hüküm verilen tarafın karşı taraf vekili ile gizlice anlaşma yoluna gitmesi, karşı tarafın açık adresi bilindiği halde, dava dilekçesinde ilgisi olmayan başka bir adresin gösterilmesi gibi davranışları saymak mümkündür. Bütün sorun bu hilenin hükmü etkilemiş olup olmadığını tespite, gerek olumlu ve gerekse olumsuz davranışın bilerek yapılıp yapılmadığını belirlemekte toplanmaktadır. ( KURU, Baki; Hukuk Muhakameleri Usulü, Altıncı Baskı, Cilt V, İstanbul 2001, s. 5208- 5218) . Bununla birlikte; davacı delil listesi sunmuş ve delilleri arasında hile ve dolandırıcılık yaptıklarını iddia ettiği kişiler hakkında Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunduğu ve 2014/987 Hazırlık numarası ile soruşturmanın devam ettiğini bildirmiştir. Davacı, soruşturma yanında başkaca delillere de dayanmıştır. Hile iddiasının açıklandığı üzere her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Mahkemece, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/987 Hazırlık sayılı soruşturması üzerinden devam ettiği anlaşılan evrakların getirilip incelenmesi gerekmektedir.
Öte yandan; davacı, dava konusu 292 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında daha önce ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davalardan feragat edildiğini, sonrasında ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada davanın kabul edildiğini açıklayarak HUMK’nun 445/10 maddesi uyarınca da yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluştuğunu
belirtmiştir. Dairece yapılan geri çevirme sonrasında dosya arasına alınan ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/45 Esas, 2012/588 Karar sayılı dosyasında, eldeki davanın davalıları … ve arkadaşları vekili Av. … tarafından, 292 ada 2 parsel sayılı taşınmazda toplam 775/38400 hissenin haricen satın alındığı belirtilerek tapu kaydının iptali ve tescili için dava açıldığı, ancak davacının davasından feragat ettiği gerekçesiyle davasının reddine karar verildiği, hükmün taraf vekillerine tebliğ edildiği ve temyiz edilmemesi üzerine 06.04.2016 tarihinde kesinleştiği, yine ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1 Esas, 2012/482 Karar sayılı ve ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/24 Esas, 2012/484 Karar sayılı dava dosyalarında, eldeki davanın davalıları tarafından aynı taşınmaz hakkında tapu kaydının iptali ve tescili için dava açıldığı, davacılar vekilinin davasından vazgeçmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hükümlerin taraf vekillerine tebliğ edildiği ve temyiz edilmemesi üzerine 06.04.2016 tarihinde kesinleştikleri görülmüştür. Yargılamanın yenilenmesine konu davada ise, az yukarıda bahsi geçtiği üzere, yine eldeki davanın davalıları … ve arkadaşları vekili Av. … tarafından, aynı taşınmaz hakkında aynı nedenle tapu iptali ve tescil talebinde bulunulmuş bu kez kabul nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, çekişmeli taşınmaz yönünden birbirine aykırı hükümleri içeren iki kesinleşmiş ilam bulunduğu görülmektedir. Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hüküm kesinleşmiş ise; bu husus bir “yargılamanın yenilenmesi” sebebidir. (HUMK m. 445/10)
Tarafları, dava sebepleri ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde, birinci hüküm lehine olan taraf kesin hükümden istifade etmektedir. (HMK.m.303). Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine, ikinci hükmün iptaline karar verilir. Bilindiği üzere kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi sebebinin mevcut olup olmadığı resen araştırılmalıdır. Öyle ise davada anılan 445. maddenin 10.bendinin uygulama yeri bulup bulmayacağının incelenmesi gereklidir. Somut olayda, kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen dosyalar getirtilip incelenmemiş, kararda bu dosyalardan hiç bahsedilmemiş, yargılamanın yenilenmesi sebebinin olup olmadığı değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda yapılacak araştırma sonucunda, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme sonucu yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 82,80 TL peşin harcın yargılamanın iadesi talebinde bulunan …’e iadesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.