Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/20807 E. 2016/8704 K. 12.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20807
KARAR NO : 2016/8704
KARAR TARİHİ : 12.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ……… Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 26.06.2014 gün ve 244/338 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, tapuda 2/4 payı …. kızı …. adına kayıtlı bulunan 72 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 20 yılı aşkın bir süreden beri davacıların zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın malikinin tapu kütüğünden anlaşılamadığını, mirasçılarına ulaşılamadığını, kadastro tespitinden sonra mirasçıların hiç kullanmadıklarını açıklayarak, taşınmazın 2/4 oranındaki …. adına olan payın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, …. kızı ….’nin bilinen kişi olduğunu, ….’nin bulunmadığı ya da mirasçılarının bilinememesi halinde taşınmazdaki …. payı, TMK.nun 501. madde uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine’ye intikal edeceğinden, bu tür mallarda zilyetlik yoluyla iktisap mümkün olmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda 2/4 payın kayıt maliki görünen …. kızı ….’nin açık kimliğinin belli olmadığı, taşınmazın 25 yılı aşkın bir süreden beri davacıların zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin kapsamı ve yargılama sırasındaki beyanlara göre, dava; TMK’nun 713/2. maddesindeki ” maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ” hukuki sebebine dayalıdır. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında, tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları).
Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca “tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması” gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu 72 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde; taşınmazın 22.8.1970 tarih 128 sıra ve Nisan 326 tarih 121 sıra nolu tapu kayıtlarına istinaden 11.04.1974 tarihinde 2/4 payı …. kızı …., 1/4 er payları …. ve İsmail Karan adlarına tespit gördüğü tutanağın 28.07.1977 tarihinde kesinleşerek tapu kaydı oluştuğu anlaşılmaktadır. …. kızı …. adına bulunan payı halen intikal görmemiştir. Tapulama tutanağındaki açıklamalar ile dayanak alınan 121 ve 128 sıra numaralı tapu kapsamlarından, taşınmazın evvelce …. oğlu …. efendi ile ….. kızı ….’ye ait olup adlarına kayıtlı bulunduğu, daha sonra …. payının münakale görmek suretiyle tapunun 128 sırasında …. oğulları …. ve …….. adlarına intikalin sağlandığı anlaşılmaktadır. …. oğulları ….. ve …… davacıların miras bırakanlarıdır.
Hal böyle olunca; tapu kaydı, tapulama tutanağındaki açıklamalara ve dayanak tapu kaydına göre; kayıt maliki …. kızı …. tapu kütüğündeki bilgilerden kim olduğu anlaşılan ve bilinen kişi olup, davacı lehine TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı ”maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı kazanma koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kanun maddesi yanlış yorumlanarak yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.