Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/6809 E. 2016/7804 K. 28.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6809
KARAR NO : 2016/7804
KARAR TARİHİ : 28.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin

Hazine ile … aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 05.03.2015 gün ve 404/153 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı .. vekili, tapu sicilinde davalı adına kayıtlı 1170 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapu kaydının iptaliyle tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 06.01.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu esas alınarak, dava konusu 1170 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdare tarafından 19.12.2011 tarihinde oluşturulan kıyı kenar çizgisi haritası ve ekleri getirtildiği halde gereği gibi uygulanmamıştır. İdarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardıkları bilimsel değerlerin bulunduğu gözardı edilmemelidir.
Somut olayda, jeolog, jeomorfolog, harita mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 06.01.2015 tarihli raporda, İdare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisine göre dava konusu parselin 54,99 m2’sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde, 608,01 m2’sinin ise kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı belirlendikten sonra bilirkişi heyetince oluşturulan kıyı kenar çizgisine göre anılan taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi dışında (kara tarafında) kaldığı bildirilmiş; ancak, İdare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile bilirkişi heyeti tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedeni açıklanmamıştır. Bu nedenle, öncelikle dava konusu 1170 parsel sayılı taşınmazın ilk tesisinden itibaren tedavüllerine esas tüm belgeler getirtilip incelendikten sonra, İdarece oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile 06.01.2015 tarihli rapor ile bilirkişi heyetince oluşturulan kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedenleri hakkında anılan raporu sunan bilirkişilerden bilimsel gerçeklere ve maddi bulgulara dayalı doyurucu, denetime açık ek rapor alınması,
başka bir anlatımla eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.06.2003 gün 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır.Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Anılan yön gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve Kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.