Danıştay Kararı 13. Daire 2020/2531 E. 2021/128 K. 18.01.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/2531 E.  ,  2021/128 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/2531
Karar No:2021/128

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Eğitim Ticaret Limited Şirketi
VEKİLLERİ : Av. … Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü (… )
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı şirket arasında imzalanan … tarih ve … sözleşme numaralı müşteri hizmetleri temsilcisi mesleğinde mesleki eğitim kursu sözleşmesinin feshedilmesi, sözleşme için verilen kesin teminat tutarının gelir kaydedilmesi, sözleşme kapsamında ödenen hakediş tutarının yasal faiziyle birlikte (toplam 120.242,62-TL) davalıya geri ödenmesi ve davacı ile yirmi dört ay süreyle kurs veya program düzenlenmemesine ilişkin İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacı ile davalı idare arasında akdedilen … tarih ve … numaralı sözleşme uyarınca davacı tarafından “müşteri hizmetleri temsilcisi mesleğinde” mesleki eğitim kursu düzenlendiği, 18/01/2017 tarihinde başlatılan (7.Grup) gruba kursiyer olarak katılan D.T.’nin davalı idarenin Şişli Hizmet Merkezine verdiği dilekçede yer alan “kursa sadece 18-19/01/2017 tarihinde katıldığı, bunun haricinde kursa devam etmediği ve bu iki gün dışında devam föylerine atılan imzaların kendisine ait olmadığı” beyanı üzerine, davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile davacıdan bilgi istenildiği, davacının 20/03/2017 tarihinde verdiği dilekçede ise “… ‘nın 18/01/2017 tarihinde kursa geldiği, kursiyer taahhüdnamesini imzalayarak asil kursiyer olduğu, kendisinin defalarca aranmasına rağmen ablasının ‘…yarın geleceği’ bilgisini vermesi üzerine, hastası olduğu ve geleceğini söylediği için sehven yerine imza atıldığı” yönünde beyanda bulunulduğu, davalı idarenin incelemesinde, 18/01/2017 tarihinde başlatılan kursta, kursiyerin kurstan ayrıldığını beyan ettiği tarihten itibaren 20-30/01/2017 tarihleri arasında 7 gün, 01-28/02/2017 tarihleri arasında 20 gün imzasının atıldığının tespit edildiği, gerek ilgili kursiyerin ihbar dilekçesi ile özellikle davacının davalı idareye verdiği 20/03/2017 tarihli tevilli ikrarını içeren beyanı karşısında, usule aykırı işlemler yaptığı sabit olan davacı hakkında tesis olunan dava konusu idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şikâyetçi kursiyerin asıl kursiyer olmaya ilişkin taahhüt ve belgeleri imzalayıp kursa devam ettiği, ancak yedek kursiyer bildirilebilecek süre geçtikten sonra herhangi bir bildirim yapmaksızın kursa gelmeyi bıraktığı, telefonla aranması üzerine çeşitli mazeretler ileri sürerek kursa devam edeceğini bildirdiği, halihazırda bu kursiyer olmasa bile sözleşmeye göre kursiyer sayısı ve diğer şartların sağlanmış olduğu, bu nedenle ayrıca bu kursiyerin bildirilmesine gerek bulunmadığı, kursiyerin dahil olduğu grubun, bu kişi olmasa da yeterli sayı ile kursu tamamladığı ve gerekli sınavın yapıldığı, bu hususun 06/04/2017 tarihli yazı ile davalıya bildirildiği, dolayısıyla sözleşme uyarınca hak edişe anılan kursiyerin devamından bağımsız olarak hak kazanıldığı, dava konusu işlemin tesisinden önce kursun yeterli sayı ile gerekli şartlar sağlanarak bitirildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 18/01/2017 tarihinde başlayan mesleki eğitim kursunda kursiyer olan D.T.’nin Şişli Hizmet Merkezine verdiği … tarih ve … sayılı dilekçesinde, ilgili kursa sadece 18-19/01/2017 tarihlerinde katıldığını belirttiği, bunun üzerine davacıdan (yükleniciden) bu hususta açıklama talep edildiği, davacı firmanın 20/03/2017 tarihli cevabî yazısında kursiyer yerine sehven imza attıklarının belirtildiği, yapılan incelemede kursiyerin kurstan ayrıldığını beyan ettiği tarihten itibaren 20-30/01/2017 tarihleri arasında 7 gün, 01-28/02/2017 tarihleri arasında 20 gün imzasının davacı tarafından atıldığı ve bu hususun kendilerince kabul edildiğinin tespit edildiği, Aktif İşgücü Hizmtleri Yönetmeliği’nin 27. maddesinin beşinci fıkrası, Mesleki Eğitim Kursları Şartnamesi’nin 17. maddesinin beşinci fıkrası ile yüklenici ile imzalanan Mesleki Eğitim Kursları Sözleşmesi’nin 15. maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen hükmün ihlâl edildiğinin anlaşıldığı, kursa katılmamasına rağmen yerine imza atılan kursiyer için davacıya ödeme yapıldığı, mevzuat gereği kurstan ayrılan kursiyerin kendilerine bildirilmesi gerekirken kursiyer yerine imza atıldığının görüldüğü belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava konusu işlemin, davacı ile yirmi dört ay süreyle kurs veya program düzenlenmemesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabetsizlik görülmemiştir.
Dava konusu işlemin diğer unsurlarına gelince;
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı ile davalı idare arasında, davacı tarafından müşteri hizmetleri temsilcisi mesleğinde mesleki eğitim kursu düzenlenmesini sağlamak amacıyla … tarih ve … numaralı Mesleki Eğitim Kursu Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı tarafından 18/01/2017 tarihinde kursa başlatılan gruba (7. Grup) kursiyer olarak katılan D.T.’nin davalı idarenin Şişli Hizmet Merkezine verdiği dilekçede; kursa sadece 18-19/01/2017 tarihlerinde iki gün katıldığını, bunun haricinde kursa devam etmediğini ve bu iki gün dışında devam çizelgesine atılan imzaların kendisine ait olmadığını belirtmiştir. Davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile davacıdan bu hususta bilgi istenmiştir. Davacı 20/03/2017 tarihinde verdiği dilekçede; kursiyerin 18/01/2017 tarihinde kursa geldiğini, kursiyer taahhütnamesini imzalayarak asil kursiyer olduğunu, kendisinin defalarca aranmasına rağmen ablası tarafından kardeşinin devamsızlığı hususunda çeşitli bahaneler ileri sürüldüğü ve kursa devam edeceği beyan edildiği için sehven yerine imza atıldığı şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı idarenin incelemesi neticesinde, kursiyerin kurstan ayrıldığını beyan ettiği tarihten itibaren 20-30/01/2017 tarihleri arasında 7 gün, 01-28/02/2017 tarihleri arasında ise 20 gün imzasının atıldığı görüldüğünden, mesleki eğitim kursu sözleşmesinin feshedilmesi, sözleşme için davalı idareye verilen kesin teminat tutarının gelir kaydedilmesi, anılan sözleşme kapsamında davacıya ödenen hak ediş tutarının yasal faiziyle birlikte (toplam 120.242,62-TL) geri ödenmesi ve yirmi dört ay süre ile kurs veya program düzenlenmemesine ilişkin işlem tesis edilmiş, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun ”Doğrudan temin” başlıklı 22. maddesinin birinci fıkrasında, maddede belirtilen hâllerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temin usulüne başvurulabileceği kurala bağlanmış; aynı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde, Türkiye İş Kurumu’nun, 4904 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde yer alan ”İşgücü piyasası verilerini, yerel ve ulusal bazda derlemek, analiz etmek, yorumlamak ve yayınlamak, İşgücü Piyasası Bilgi Danışma Kurulunu oluşturmak ve Kurul çalışmalarını koordine etmek, işgücü arz ve talebinin belirlenmesine yönelik işgücü ihtiyaç analizlerini yapmak, yaptırmak ve iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak, istihdamdaki işgücüne eğitim seminerleri düzenlemek” hâllerinde de doğrudan temin usulüyle ihtiyaçların karşılanabileceği belirtilmiştir.
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu’nun Amaç ve Kapsam başlıklı 1. maddesinin 3. fıkrasında ”Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tâbi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur.” kuralına yer verilmiştir.
12/03/2013 tarih ve 28585 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Sözleşme ve idari yaptırımlar” başlıklı 27. maddesinin beşinci fıkrasında “…Sözleşme veya protokol süresince yüklenici tarafından 4734 sayılı Kanun’a göre yasak fiil veya davranışlarda bulunma, hileli iflas etme, hile, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla sözleşme konusu işlemlere fesat karıştırılması veya sahte belge düzenlenmesi veya bunlara teşebbüs edildiğinin ilgili birimlerce tespit edilmesi hallerinde sözleşme/protokol fesh edilir, varsa teminat gelir kaydedilir, yükleniciye yapılan ödemeler yasal faiziyle birlikte geri alınır ve yüklenici ile yirmi dört ay boyunca bu Yönetmelik kapsamında sözleşme veya protokol imzalanmaz. Bu durumdaki yükleniciler ile protokol veya sözleşme imzalanmış olsa dahi henüz başlatılmamış olan kurslara ilişkin protokol ve sözleşmeler de iptal edilir.” kuralı yer almıştır. Aynı kural, taraflar arasında imzalanan Mesleki Eğitim Kursları Sözleşmesi’nin “Denetim ve Yaptırımlar” başlıklı 15. maddesinin beşinci fıkrasında da yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, açılan davanın görev ve yetki yönünden öncelikle inceleneceği, 15/1-(a) maddesinde, idari yargının görevine girmeyen davaların görev yönünden reddedileceği, 14. maddesinin altıncı fıkrasında, idari yargının görevsizliğinin sonradan anlaşılması hâlinde davanın her aşamasında 15. madde hükmünün uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin, genel ehliyetini kullanarak sözleşme serbestisi ve tarafların eşitliği gözetilerek gerçekleştirdiği sözleşmelerin özel hukuk hükümlerine tabi olması ve dolayısıyla bunların yargısal denetiminin adli yargı yerlerince yapılmasına karşılık; 2577 sayılı Kanun’un idari dava türlerinin sayıldığı 2/1-c maddesinde ifade edildiği üzere “genel hizmetlerden birinin yürütülmesi” amacıyla ve kamusal nitelikte üstün hak ve yetkilere dayanarak yaptığı idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde ise idari yargı yerleri görevlidir.
İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin “idari makamlarca tesis edilmiş olma”, “tek yanlı olma” ve “icrailik niteliğini taşıma” unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.
Öte yandan, bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, taraflardan birinin idare olması ve özel hukuk hükümlerini aşan, kamu hukukuna özgü ve kamu hukukundan doğan şart ve hükümleri içermesi zorunludur. Taraflardan biri idare olmakla birlikte, tarafların özgür iradeleriyle imzalanan ve idari sözleşme niteliği taşımayan bir sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklar, özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerlerince çözümlenecektir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve diğer ihale mevzuatı çerçevesinde ihale aşamasında tesis edilen işlemlerden doğabilecek uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince, ihale safhası tamamlanıp taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkan ve sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların ise adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği yerleşik hâle gelmiş yargı içtihatlarınca kabul edilmektedir. Bu kabul ihale mevzuatı uyarınca akdedilen sözleşmelerin özel hukuk sözleşmesi olarak nitelendirilmesinden kaynaklanmaktadır.
Doğrudan temin bir ihale usulü olarak kabul edilmese de 4734 sayılı Kanun hükümlerine dayalı olarak gerçekleştirilen alım usulü ile taraflar arasında sözleşme imzalandığı, davacı ile İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü arasında imzalanan “Mesleki Eğitim Kursları Tip Sözleşmesi”nde, yüklenicinin, kursiyerlerin ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği; yaptırımı gerektiren ve sözleşmenin tek taraflı feshine neden olabilecek hâllerin tek tek sayıldığı, buna göre, taraflar arasında akdedilen, tarafların özgür iradeleriyle imzaladıkları ve sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşımayan, uyuşmazlık konusu doğrudan temin usulüyle yapılan alım sonrası imzalanan hizmet alımı sözleşmesinin özel hukuk hükümlerine tâbi olduğu sonucuna ulaşıldığından bu sözleşmenin uygulama aşamasından kaynaklı uyuşmazlıkların adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde yer alan; mesleki eğitim kursu sözleşmesinin feshedilmesi, sözleşme için davalı idareye verilen kesin teminat tutarının gelir kaydedilmesi ve anılan sözleşme kapsamında davacıya ödenen hak ediş tutarının yasal faiziyle birlikte davalıya geri ödenmesi hususlarının, özel hukuk hükümlerine tabi hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup, dava konusu işlemin bu unsurları yönünden davanın görüm ve çözümünde adli yargı görevli olduğundan davanın bir bütün olarak esastan reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine;
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararının, dava konusu işlemin davacı ile yirmi dört ay süreyle kurs veya program düzenlenmemesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA;
3. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;
4. Dava konusu işlemin, sözleşmenin feshedilmesi, kesin teminat tutarının gelir kaydedilmesi ve sözleşme uyarınca daha önce ödenmiş olan hak ediş tutarlarının davalıya iade edilmesi unsurları yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA;
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’ne gönderilmesine, 18/01/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.