YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4885
KARAR NO : 2006/5155
KARAR TARİHİ : 10.04.2006
MAHKEMESİ :19 Mayıs A.H.(Aile) Mahkemesi
TARİHİ :21.7.2005
NUMARASI :311-316
DAVA TÜRÜ :Boşanma
TEMYİZ EDEN :Davacı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmesi istemin ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda Türk Medeni Kanununun 170-171. maddeleri gereğince tarafların 1 yıl 6 ay müddetle ayrılıklarına hükmedilmiştir.
Anayasanın 141/3. maddesi gereğince “mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. “ Medeni Kanununun 170/3. maddesine göre “dava ve istek boşanmaya ilişkin olmasına rağmen karı-kocanın barışmaları olasılığı bulunduğu takdirde” hakim ayrılığa karar verebilir. Bu durumda, davacı mutlak bir boşanma nedenine dayanmış ve bunun varlığını kanıtlamış olsa bile, hakim barışma olasılığını gördüğü takdirde boşanma yerine ayrılığa hükmedebilecektir. Bu durumda bir boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne, ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine ve nihayet ilerde birleşme umudunun bulunduğuna ilişkin yargıcın takdirinin kesin ve denetimden uzak olduğunu düşünmemek gerekmektedir. Her şeyden önce hakimin takdir hakkını çok ciddi ve son derece isabetli kullanması gerekmektedir. Eşlerin barışma olasılığı, gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebilmeli, böyle bir kanaat sağlam olasılığa dayandırılmalı, hatta barışma olasılığının varlığı bir kararın ikrarından ya da hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özetle barışma olasılığı kuvvetli bulunmalıdır. Zayıf bir olasılık yeterli değildir.
Bu konuda takdire ulaşılırken dosyaya uygun dayanaklar gösterilmeli (Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 3.7.1978 tarihli 5-6 sayılı kararı gerekçesi) boşanma nedeninin ve geçimsizliğin asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine eğilinmeli, mücerret bir barışma olasılığının dışında eşlerin sosyal ve kültürel durumları değerlendirilmelidir. Olayların yoğunluğu ve ağırlığı eşlerin uzun bir süredir ayrı yaşamakta olmaları gibi haller her halde yeniden biraraya gelme olasılığını ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir.
Nihayet yargıç kararında barışma olasılığının varlığını ve kendisini böyle bir inanca götüren nedenleri, kanun yolu denetimine olanak verecek açıklıkta görmelidir. (Anayasa mad. 143/1, HUMK. mad. 388) Ancak bu yolladır ki mutlak bir boşanma nedeni hukuka uygun nisbileştirilebilir. Nisbi boşanma sebebinde de takdir hakkı Anayasa ve Kanun çerçevesinde kullanılmış olur.
Somut olaya gelince;
Davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği davacıyla ailesinin zoru ile evlendiğini, istemediğini söylediği, davacı kadını ailesinin yanına götürüp bırakıp geldiği tanık beyanlarıyla belirlenmiştir. Taraflar arasında evlilik birliği temelinden sarsılmış ve Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi koşulları oluşmuştur.
Türk Medeni Kanununun 170/3. maddesi gereğince tarafların barışma olasılığını gösterir dosyada bir delil yoktur. O halde boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda gösterilen nedenlerle kadın yararına BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.10.04.2006 (Pzt.)