Danıştay Kararı 13. Daire 2016/1622 E. 2021/56 K. 13.01.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/1622 E.  ,  2021/56 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/1622
Karar No:2021/56

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Radyo Televizyon ve Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üst Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete ait “… TV” logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 02/09/2013 tarihinde 15.00-16.00 saatleri arasında yayınlanan ticari iletişim yayını ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle, aynı Kanun’un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “uyarı” yaptırımı uygulanmasına; 9. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendinin, 10. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının tekraren ihlâli nedeniyle de aynı Kanun’un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 11.886,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … Üst Kurulu’nun … tarih ve … sayılı toplantısında alınan … no.lu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : … İdare Mahkemesi’nce; davacı şirkete ait yayın kuruluşunda 02/09/2013 tarihinde 15.00-16.00 saatleri arasında yayınlanan ticari iletişim yayınında “…” isimli yetişkin izleyici kitlesini ilgilendiren cinsel içerikli ürünün gündüz kuşağında çoçukların da izleyebileceği bir saatte tanıtımının yapıldığı, böylece 6112 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendinin ihlâl edildiği anlaşıldığından, dava konusu edilen işlemin “uyarı” cezasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; söz konusu yayında ürünün tanıtımı yapılırken bu ürünü kullandığını ve fayda gördüğünü belirten kişilerin ifadelerine yer verildiği, tanıtımı yapılan ürünün içeriğinin tam olarak belli olmamasına ve tedavide etkinliği ile emniyeti kanıtlanmamış olmasına rağmen sağlık beyanı ile tanıtımının ve satışının yapıldığı, adı geçen ürünün iyileştirme özelliğine sahip olduğu izleniminin oluşturulduğu, bu şekilde söz konusu yayında 6112 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendinin tekraren ihlâl edildiği anlaşıldığından, dava konusu idarî para cezasında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu yayının 31 dakika 17 saniye sürdüğü, toplam reklam süresinin de 12 dakika olduğu göz önüne alındığında, 6112 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 2. fıkrasının tekraren ihlâl edildiği; dava konusu yayının reklam kuşağı dışında yayınlanmasına rağmen, sesli veya görüntülü herhangi bir reklam ibaresine yer verilmediği anlaşıldığından, 6112 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 1. fıkrasının tekraren ihlâl edildiği, dava konusu idari para cezasında bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; öte yandan, davacı şirket tarafından, “uyarı” yaptırımı uygulanmadan idari para cezası verildiği ileri sürülmekte ise de dava konusu işlemin idari para cezasına ilişkin kısmına dayanak olan Üst Kurul’un … tarihli ve … sayılı, … tarihli ve … sayılı ve … tarihli ve … sayılı kararları ile davacı şirket hakkında “uyarı” yaptırımları uygulandığı ve bu “uyarı” yaptırımlarına karşı davacı şirket tarafından dava açılmadığı, davacı şirket tarafından tekerrüre esas alınan “uyarı” yaptırımlarının kendilerine tebliğ edilmediği iddiasına ilişkin olarak ise, dava dosyasında yer alan davacı şirkete uygulanan müeyyideler listesi incelendiğinde, dava konusu yayın tarihinden sonra yapılan çeşitli yayınlar nedeniyle davacı şirkete 6112 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendi ile 10. maddesinin 1. ve 2. fıkralarını ihlâl ettiğinden bahisle idarî para cezası uygulandığı ve her bir işlemde de “uyarı” müeyyidesinden bahsedildiği, davacı şirket tarafından “uyarı” müeyyidesinin en geç bu işlemlerle öğrenildiğinin kabulü gerektiğinden, anılan iddianın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu yayında ürün tanıtımı yapıldığına yönelik somut bir tespit bulunmadığı, öncelikle “uyarı” yaptırımı uygulanması gerekirken, hiç bir bildirim yapılmaksızın doğrudan idarî para cezası verildiği, tekerrüre esas alınan “uyarı” yaptırımına ilişkin Kurul kararının tebliğ edildiği iddia edilen …’nin şirket çalışanı olmadığı, tebligatın kendilerine ulaşmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı şirkete ait ”… TV” logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 02/09/2013 tarihinde 15.00-16.00 saatleri arasında yayınlanan ticari iletişim yayınında “…” isimli yetişkin izleyici kitlesini ilgilendiren cinsel içerikli ürünün gündüz kuşağında çoçukların da izleyebileceği bir saatte tanıtımının yapıldığı, söz konusu yayında ürünün tanıtımı yapılırken bu ürünü kullandığını ve fayda gördüğünü belirten kişilerin ifadelerine yer verildiği, tanıtımı yapılan ürünün içeriğinin tam olarak belli olmamasına ve tedavide etkinliği ile emniyeti kanıtlanmamış olmasına rağmen sağlık beyanı ile tanıtımının ve satışının yapıldığı, adı geçen ürünün iyileştirme özelliğine sahip olduğu izleniminin oluşturulduğu, söz konusu yayının 31 dakika 17 saniye sürdüğü, toplam reklam süresinin de 12 dakika olduğu, yayının reklam kuşağı dışında yayınlanmasına rağmen, sesli veya görüntülü herhangi bir reklam ibaresine yer verilmediği, böylece 6112 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle, aynı Kanun’un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “uyarı” yaptırımı uygulanmasına; aynı Kanun’un 9. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendi ile 10. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının tekraren ihlâl edildiğinden bahisle de 11.886,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … Üst Kurulu’nun … tarihli ve … sayılı toplantısında alınan 100 no.lu kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Hükmî şahıslara ve ticarethanelere tebligat” başlıklı 12. maddesinde, “Hükmî şahıslara tebliğ, salâhiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.”; “Hükmî şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat” başlıklı 13. maddesinde, “Hükmî şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır.” kuralına yer verilmiştir.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 21. maddesinin 1. fıkrasında, tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olmaları durumunda tebliğin, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı; 2. fıkrasında, ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibarıyla tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği; 3. fıkrasında ise, tüzel kişilerin orada hazır bulunan memur ya da müstahdemlerine tebliğ yapılabilmesi için tüzel kişiler adına tebliği almaya yetkili kişilerin orada bulunmadığının tebliğ mazbatasında belirtilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1-Uyuşmazlık konusu reklam yayınına ilişkin … İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyası ile … İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyası üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporlarında, uyuşmazlığa konu reklamın Kanun’un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendini ihlâl eder nitelikte olduğu kanatinin bildirildiği, söz konusu bilirkişi raporları hükme esas alınarak davaların reddine karar verildiği, … İdare Mahkemesi’nin anılan kararının Dairemizin 15/02/2018 tarih ve E:2016/511, K:2018/500 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görüldüğünden, temyize konu Mahkeme kararının, davacı şirkete “uyarı” yaptırımı uygulanmasına yönelik davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2-Temyize konu Mahkeme kararının, davacı şirkete “idarî para cezası” verilmesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmı yönünden;
Aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, hükmî şahıslara yapılacak tebligatın öncelikle hükmî şahsın yetkilisine yapılması, yetkili kişinin bulunamaması veya evrakı alacak durumda olmaması hâlinde ise memur ve müstahdemlere tebligat yapılması gerekmektedir. Ancak, memur ve müstahdemlere yapılacak tebligatta, tüzel kişiliğin yetkilisinin iş yerinde bulunamaması nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının açık bir şekilde belirtilmesi zorunludur.
Olayda, davacı şirkete verilen idarî para cezasında tekerrüre esas alınan Üst Kurul’un … tarihli ve … sayılı, … tarihli ve … sayılı “uyarı” yaptırımı uygulanmasına yönelik kararlarının … adlı şahsa tebliğ edildiği, ancak davacı şirket tarafından, adı geçen şahsın kendilerinin çalışanı olmadığının ve söz konusu “uyarı” yaptırımlarından dava konusu Kurul kararıyla haberdar olunduğunun ileri sürüldüğü görülmektedir.
Bu durumda, her ne kadar davalı idare tarafından tesis edilen ve tekerrüre esas alınan “uyarı” yaptırımı şirket çalışanı olduğu iddia edilen …’ye tebliğ edilmiş ise de tüzel kişilerin memur ya da müstahdemlerine tebliğ yapılabilmesi için tüzel kişiler adına tebliğ evrakını almaya yetkili kişilerin orada bulunmadığı veya evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olduklarının tebliğ mazbatasında belirtilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu idarî para cezasında tekerrüre esas alınan “uyarı” yaptırımının usulüne uygun bir şekilde davacı şirkete tebliğ edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmadan, eksik inceleme ile verilen davanın reddine yönelik Mahkeme kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine,
2. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının, davacı şirkete “uyarı” yaptırım uygulanmasına yönelik davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;
4. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı şirkete “idarî para cezası” verilmesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 13/01/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.