Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/10393 E. , 2021/136 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/10393
Karar No : 2021/136
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …. Yem Gıda İnş. Ve Tem Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :…. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 2010/6 ila 12 dönemlerine ilişkin olarak davacı adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2009/10 ile 2013 yılına ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle 2010 yılındaki katma değer vergisi indirimlerinin tümünün reddi ile 2010/6 ila 12 dönemleri için davacı adına üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarh edildiği ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesildiği, ayrıca 2010/10 dönemi Ba/Bs bildirim formunu eksik verdiğinin tespit edildiğinden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesildiği, davacı şirket tarafından 2010 yılına ait yasal defterleri ve alış faturalarının Mahkemeye sunulduğu söz konusu defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi tarafından yeniden oluşturulan 2010 yılı katma değer vergisi beyan tablosunda 2010/12 döneminde 45.513,58 TL tutarında ödenmesi gereken fark katma değer vergisi belirlendiği, davalı idareden, bilirkişi raporuna ekli listede yer alan, davacının 2010 yılında mal ve hizmet alımında bulunduğu şahıs ve şirketler hakkında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri yönünde tespitleri içerir düzenlenmiş herhangi bir raporun bulunup bulunmadığının sorulduğu, davalı idare tarafından, bahse konu mükellefler hakkında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği yönünde tespit bulunduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilmediği, dava konusu cezalı tarhiyatların 2010/12 dönemi için 45.513,58 TL üzerinden bir kat vergi ziyaı cezalı kısmında hukuka aykırılık, belirtilen dönem ve tutar haricinde fazladan salınan vergi ve kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu tarhiyatın, davacının ilgili dönem beyannamelerinden yola çıkılarak yapıldığı dikkate alındığında, tek kat olarak uygulanmasının mevzuata ve hakkaniyete uygun olacağı, defter ve belge isteme yazısı usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, herhangi bir mücbir sebep hali olmaksızın ilgili yıla ait yevmiye defterini incelemeye ibraz etmediği ve 2009/10 dönemi Ba/Bs bildirim formunu eksik verdiğinin tespit edildiğinden bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : ….
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyiz konusu kararın vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarına ilişkin kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının, üç kat vergi ziyaı cezasının tek kat uygulanması gerektiğine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiş olup, Kanunun 30. maddesinin 2. fıkrasının 3. bendinde de, bu Kanuna göre tutulması mecburi olan defter ve belgelerin hepsinin veya bir kısmının vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi hali re’sen takdir nedeni olarak sayılmış, 13. maddesinin 2. bendinde; vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler mücbir sebep olarak kabul edilmiştir.
213 Sayılı Kanunun 253. maddesinde, bu Kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanların, tuttukları defterlerle, üçüncü kısımda yazılı vesikaları ilgili bulundukları yılı izleyen takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmek zorunda olduğu, 256. maddesinde, mükelleflerin muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve kayıtları muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arzetmek zorunda olduğu, 359. maddesinin (a) bendinin 2 nolu alt bendinde ise, vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananların kaçakçılık fiilini işledikleri, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin bu fıkra hükmünün uygulamasında gizleme olarak kabul edileceği hükme bağlanmıştır. Kanunun 341. maddesinde, “vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder” şeklinde tanımlanmış, 344. maddesinde ise, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı, hüküm altına alınmıştır.
İncelenen dosyada, davacının 2010 yılına ait defter ve belgelerini mücbir sebep olmaksızın incelemeye ibraz etmediği sabit olduğundan 213 sayılı Kanunun 359. maddesine ve 341. maddesinin 2. fıkrasına göre üç kat vergi ziyaı cezasının uygulanması gerekmekte olup, ihtilaflı dönemlere ilişkin olarak ziyaa uğratılan verginin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının, bir katından fazlaya ilişkin kısmını kaldıran Vergi Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, katma değer vergisi tarhiyatlarının kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının vergi ziyaı cezasının üç kattan tek kata indirilmesine ilişkin kısmının ….’in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 13/01/2021 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının vergi ziyaı cezalarına ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin kısmen reddi gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.Üye