Danıştay Kararı 4. Daire 2016/14449 E. 2021/22 K. 11.01.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/14449 E.  ,  2021/22 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/14449
Karar No : 2021/22

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- ….
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığında bahisle re’sen tarh edilen 2010/11 ve 12 dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacıya ilgili dönemde fatura düzenleyen … Vergi Dairesi mükellefi …, ….. Vergi Dairesi mükellefi …. ve … Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarındaki tespitlerin, düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koyacak nitelikte olduğu; … Vergi Dairesi mükellefi … ve … Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarındaki tespitlerin ise düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koymaya yeterli olmadığı, kesilen özel uulcüzlük cezasında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kısmen reddine kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Kararın redde ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığından kararın kabule ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı temyiz isteminin reddi ile kararın redde ilişkin kısmının onanması, davalı temyiz isteminin kısmen reddi kısmen kabulü ile kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının onanması, tarhiyatlarının kaldırılmasına ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının ve davalı idarenin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, kararın, redde ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısımlarının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, kararın, … ve …’dan alınan faturalardan kaynaklı tarhiyatlara ilişkin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu; 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış; 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak açıklanmış; 229. maddesinde de, fatura; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika şeklinde tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef, üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımakta, bu bağlamda, Kanunda ve Kanunla verilen yetkiye dayanılarak çıkarılan yasa altı düzenleyici işlemlerde öngörülen şekil şartları ile kayıt ve belge nizamına sıkı sıkıya bağlılık sözkonusu olmaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmet ifasına ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Davacıya uyuşmazlık konusu dönemde fatura düzenleyen İkitelli Vergi Dairesi mükellefi … Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle; mükellefin plastik ve kauçuk toptan ticareti faaliyetiyle iştigal etmek üzere 07/05/2010 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği ve mükellefiyetin 31/03/2011 tarihinde terkin edildiği, defter ve belge isteme yazısının tebliğ edilemediği, mali müşavirlikle iştigal eden bir iş yerinde yapılan baskın sonucunda mükellefe ait belgelerin ele geçirilmesi üzerine mükellef hakkında inceleme yapıldığı; 08/05/2010 tarihli yoklamada iş yerinin 30 metrekare olduğu, işçi çalışmadığı, iş yerinde muhtelif demirbaşın bulunduğu, işyerinde emtia ve emtia alışına dair herhangi bir belge olmadığı, mükellefin daha önce ücretli çalışan olduğu, 14/05/2010 tarihli yoklamada da benzer yönde tespitler yapıldığı, 18/04/2011 tarihli yoklamada mükellefin adreste olmadığı, yeni adresinin bilinmediği tespitlerinin yapıldığı, mükellefin 2010/11 dönemi katma değer vergisi matrahının yaklaşık 2 milyon TL tutarında olduğu ve ödenecek vergisinin yaklaşık 1.500,00 TL tutarında olduğu, Ba-Bs incelemelerinde mükelleften söz konusu dönemde yaklaşık 9 milyon TL tutarında alış yapıldığının tespit edildiği ancak mükellefin aynı dönemde yaklaşık 8.000,00 TL tutarında alışının olduğu, savcılıkça el konulan belgelerde yapılan inceleme de 18 belgenin, adına belge düzenlenmiş 7 firma tarafından kabul edilmediği tespitleri yer almaktadır.
Davacıya uyuşmazlık konusu dönemde fatura düzenleyen … Vergi Dairesi mükellefi …. hakkında düzenlenen … tarih ve …. sayılı vergi tekniği raporunda özetle; 19/07/2010 tarihinde dış giyim eşyası imalatı işi ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 31/01/2011 tarihinde mükellefiyetinin re’sen terkin edildiği, yapılan aramada mükellefe ait muhtelif evrakların ele geçirildiği, 2011 yılı katma değer vergisi matrahı 585.307,15 TL olmasına rağmen Ba-Bs form analizinde 3.233.094,00 TL satış yaptığı, 2010 yılında herhangi bir mal alımı bildiriminde bulunmadığı, 2011 yılında ise 9 adet belge karşılığında 5 mükelleften 707.765,00 TL tutarında alım yaptığını beyan ettiği, mal alımında bulunduğu firmalar hakkında sahte fatura düzenlemek amacıyla kurulduğuna dair vergi tekniği raporları bulunduğu, Ba formuyla mal aldığını beyan eden 14 mükellef olduğu, vergi borçlarını ödemediği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, bu mükelleflerin anılan hasılatları yapabilecek ticari organizasyona sahip olmadığı, Ba-Bs form analizlerindeki uyumsuzluklar da gözönünde bulundurulduğunda uyuşmazlık konusu dönemde gerçek bir faaliyetlerinin bulunmadığı ve davacıya düzenlemiş oldukları faturaların gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı sonucuna varıldığından dava konusu tarhiyatın anılan firmalara ilişkin kısmının kaldırılmasına ilişkin Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının özel usulsüzlük cezasına ve redde ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …’dan alınan faturalara isabet eden tarhiyatların kaldırılmasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 11/01/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.