YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2013/380
KARAR NO : –
KARAR TARİHİ : 24.04.2013
MAHKEMESİ :İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :23.06.2011
NUMARASI :147-254
Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; İstanbul Asliye 14.Hukuk Mahkemesi’nden verilen 23.06.2011 gün ve 147-254 sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan çıkan 05.10.2012 gün, 5-466 Esas, 661 Karar sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu’nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1 maddeleri gereğince takdiren 218 TL. para cezasının karar düzeltme isteyenlerden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, Harçlar Kanunu uyarınca eksik yatırılan 6,55 TL ilam harcının karar düzeltme talep edenden alınmasına, 24.04.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi
KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkeme ile Yargıtay özel dairesi arasındaki uyuşmazlık, mülkiyeti davacıya ait dava konusu taşınmaza davalı belediyece eylemli olarak el atılıp atılmadığı noktasındadır.
Davacı vekili tarafından, dava konusu taşınmaza, davalı tarafından çocuk bahçesi ve park yapılmak suretiyle el atıldığı iddiasıyla bedel davası açılmış, yerel mahkemece, taşınmazın otopark olarak kullanıldığı, davalı tarafından el atılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay özel dairesince, karar düzeltmede, taşınmaza davalı idarece fiilen el atıldığının anlaşıldığı nedeniyle red kararı bozulmuştur.
Uyuşmazlığın çözümünde, dava konusu taşınmaza davalının eylemli olarak el atıp atmadığının belirlenmesi önem kazanmıştır.
Dava dilekçesinde dayanılan maddi vakıa (olgu), dava konusu taşınmaza davalının çocuk bahçesi ve park yapmak suretiyle el attığı iddiasıdır. Davalı vekili tüm yargılama aşamasında, taşınmaza herhangi bir elatma olmadığını düzenli bir şekilde savunmuştur. Mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişiler ayrıntılı raporlarında; taşınmazın imar durumu, cinsi, nevi, yüzölçümü, geliri, bedeli belirlendikten sonra, taşınmazın çocuk parkı yapılmadığını, araba yıkama yeri ve otopark olarak kullanıldığını, kimin kullandığının tespit edilemediğini bildirmişlerdir.
Gerçekten, taşınmaz üzerinde davalı tarafından çocuk bahçesi ve park yapılmamıştır. Araba yıkama yeri ve otopark olarak kullanılmakta, ancak kimin tarafından kullanıldığı belli değil ise de, davalı kullanımında olmadığı tartışmasızdır.
4721 sayılı TMK.nun 6.maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı, taşınmaza davalı idarece eylemli olarak el atıldığını yasal delillerle kanıtlayamamıştır.
Öte yandan, yargılama sırasında taşınmaz üzerindeki bir kısım yapıların dava tarihinden 7-8 sene kadar önce davalı idarece yıkıldığı bir kısım tanıklarca ifade edilmişse de, bunun sonuca etkiler bir yönü yoktur.
Zira, yıkılan binaların plan ve projeye dayalı yapılar olmadıkları gibi, hangi nedenle yıkıldıkları belli değildir. Buna ilişkin ortada somut delil, bilgi ve belge yoktur. Üstelik böyle bir yıkım haksız olarak gerçekleştirilmiş ise, davacıya uğradığı zararı tazmin ettirme hakkı verir. Ancak, böylesi bir durum taşınmaz malikine taşınmazın aynına el atılmış gibi bedel isteme hakkını vermez.
Bu bağlamda, karar düzeltme dilekçesi ve ekindeki belgeden, dava konusu taşınmazın imar planında değişikliğe gidilerek, konut alanında kaldığı, çocuk bahçesi ve park alanı olmaktan çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, açıklanan bu yeni olgu karşısında, mahkemece ortaya çıkan bu yeni durum değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir.
Nitekim, benzer olayda, Yargıtay HGK.nun 17.10.2012 tarih ve 2012/4-822-727 sayılı içtihadı aynı mahiyettedir. HGK.nun bu yoldaki içtihadı giderek kararlılık kazanmıştır. Ezcümle, 05.11.2008 tarih 2008/4-663-663 sayılı, 21.10.2009 tarih ve 2009/4-404-442 sayılı, 28.04.2010 tarih ve 2010/4-206-203 sayılı, 12.05.2010 tarih ve 2010/4-253-261 sayılı içtihatları.
Hal böyle olunca, davalının karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı kaldırılmalı ve mahkemenin direnme kararı araştırmaya yönelik olarak bu değişik gerekçeyle bozulmalıydı.
Üstelik, böylesine bir sonuç tarafların hak ve menfaatlerine daha uygun düşecektir. Zira, taşınmazın değişiklik yapılan imar planına göre, konut alanında, H:9.50 irtifada kalmakta olduğu gerçeği karşısında, davacı mülkiyet hakkını değerlendirmiş olacak, davalı da gereksiz bedel ödememiş olacaktı.
Bu nedenlerle, karar düzeltme talebinin kabulü yerine reddine dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılamıyorum.