Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2007/1079 E. 2007/2660 K. 15.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1079
KARAR NO : 2007/2660
KARAR TARİHİ : 15.03.2007

MAHKEMESİ : KÖYCEĞİZ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/10/2006
NUMARASI : 2005/425-236
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu .parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş olduklarını, davalının davacıya ait . m2’lik kısmı yol olarak kullanmak suretiyle elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmazda kendi payına düşen yer dışındaki müşterek kullanıma bırakılan yola, kanala ve bahçe olmayan kısımlara elattığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının ..parselin..m2’lik kısmına elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi..raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delilerden, tarafların dava konusu .. parsel sayılı taşınmazda paydaş oldukları, her bir paydaşın taşınmazda payına karşılık kullandıkları yerlerin olduğu görülmektedir.
Davacı paydaşların ortak kullanımına yol olarak ayrılan ve ekilip biçilmeyen 1578 m2’lik kısma davalının elattığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, ” akte vefa” kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; yapılan uygulama sonucu taşınmazda paydaşlar arasında bağlayıcı nitelikte harici bir taksim olgusu ve fiili kullanma biçiminin bulunmadığı aksine tarafların payına karşılık kullanabilecekleri çekişmesiz yerlerin bulunduğu, mahkemece kabul kapsamına alınan ve krokide “ C” ile gösterilen bölümün iki taraftan herhangi birinin payı karşılığı olarak özgülenmediği böylece yukarıda değinilen ilkeler, dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacı yönünden intifadan men olgusunun gerçekleşmediği sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428 md. gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.3.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.