Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2008/3896 E. 2008/5853 K. 08.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3896
KARAR NO : 2008/5853
KARAR TARİHİ : 08.05.2008

MAHKEMESİ : EYÜP 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2007
NUMARASI : 2002/209-2007/388
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, satın almak suretiyle paydaşı bulunduğu 4 parsel sayılı taşınmazda bulunan bağımsız bölüme davalının haksız olarak elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazı H.E.’nin mirasçısı sıfatıyla kullandığını belirterek davanın reddini savunuştur.
Mahkemece, kat mülkiyeti ve irtifakı kurulu bulunmayan dava konusu taşınmazda davacının maliki olduğu bağımsız bölüme davalının haksız olarak elattığı gerekçesiyle davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın getirtilen kayıt örneklerinden paylı ( müşterek) mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve daha önceden dava konusu konutta oturan davalının da davanın devamı sırasında muayyen bir pay alarak paydaş haline geldiği,böylece davanın paydaşın paydaş aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi davasına dönüştüğü görülmektedir.
Bilindiği üzere,paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, ” akte vefa” kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilke ve olgular dikkate alınarak yapılacak araştırma ve inceleme sonucu taşınmazda harici bir taksim veya fiili kullanım biçiminin olup olmadığının saptanması, davacının payına karşılık taşınmazda kullanabileceği bir yerin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, şayet payına karşılık kullanabileceği bir yerin bulunmaması halinde payına yönelik elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırmaya dayalı olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile kararın açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428. md.gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,8.5.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.