YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6795
KARAR NO : 2008/8390
KARAR TARİHİ : 03.07.2008
MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/01/2008
NUMARASI : 2007/63-2008/69
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden idareye ait 2981 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından beton dökmek, elektrik panosu yapmak, totem dikmek ve pis su akıtmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil ve tazminat isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayden davacıya ait çaplı taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın elattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne varki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararda “davanınkısmen kabulü ile elatmanın önlenmesine, totemin betonunun ve pis su kanalının kaldırılmasına, 500.- YTL ecrimisil ve 2.800.-YTL ağaç zararının davalıdan alınmasına” denildiği halde gerekçeli kararda ilaveten “2.000.-YTL ağaç bedelinin eklenmesi ve eski hale getirme gideri talebinin reddine” denilmesi suretiyle kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. Hal böyle olunca, hükmün l0.4.l992 gün, l992/7 Esas, l992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz isteklerinin incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.7.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.