YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/918
KARAR NO : –
KARAR TARİHİ : 09.04.2007
MAHKEMESİ : KUMLUCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2005
NUMARASI : 2003/248-534
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalılar ile paydaş olduğu .ada .nolu parseldeki payını dava dışı A.. E.. İ..’den satın aldığını, davalıların ise anılan taşınmazdaki paylarını kendisinden sonra satın alıp, dava dışı A.. E..ile taraflar arasında 08.05.2000 tarihli anlaşmanın düzenlendiğini, bu anlaşmaya göre de taşınmazdaki cam sera, ev ve artezyen kuyusunun kendisine ait olup, davalıların payına haksız olarak müdahale ettiklerini ileri sürerek, el atmanın önlenmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, müdahalenin sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ….raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu ..ada ..parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu tarafların dışında dava dışı paydaşlarında bulundukları görülmektedir.
Davada ileri sürülen iddianın içeriğine göre, taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 688 ve devamı hükümlerinin gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. .
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, ” akte vefa” kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince yukarıda değinilen ilkelerle mahkemece belirlenen olgular birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında harici taksim ve fiili kullanma biçimi oluşmadığı herkesin payına karşılık taşınmaz üzerinde kullanabileceği çekişmesiz yerler bulunduğu anlaşılmaktadır.Başka bir anlatımla sonut olayda davacı yönünden intifadan men olgusunun gerçekleştiği söylenemez.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere aksi yönde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davalıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.4.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.