YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6052
KARAR NO : 2008/8461
KARAR TARİHİ : 03.07.2008
MAHKEMESİ : DATÇA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/05/2006
NUMARASI : 2000/248-2006/91
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,davalı şahıslar adına kayıtlı bulunan 191 ada 41 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında bulunduğunu ileri sürüp tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Datça Belediye Başkanlığı,dava konusu taşınmazda kayıt maliki olmadıklarını,kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini belirtip davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar,taşınmazın kıyı kenar çizgisi ile ilgisi olmadığını,taraflar arasında aynı konuda kesin hüküm bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davalı belediyenin çekişme konusu taşınmazda kayıt maliki olmadığı,çekişme konusu taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davacı ve davalı şahıslar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava,3621 sayılı yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;çekişme konusu 191 ada 41 parsel sayılı taşınmazın 15.02.1982 tarihinde yapılan kadastro tespiti ile 16.04.1973 tarih,8 nolu tapu kaydına istinaden 1/4’er paylı olarak davalılar N.Ü.E.Y. S.T.Ü.ve H. G.Ü.adına tespit olunduğu,anılan tespitin bu haliyle 13.07.1982’de kesinleştiği,tespite esas alınan tapu kaydının Datça Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.06.1972 tarih,1972/21 Esas,1972/58 Karar sayılı hazinenin de taraf olduğu mesaha tashihine ilişkin ilam ile oluştuğu,taşınmazın bir bölümünün mahkemece saptanan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda,öncelikle çözüme kavuşturulması gereken hususun HUMK.nun 237.maddesinde düzenlenen kesin hükmün oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı kuşkusuzdur.
Kesin hükümden söz edilebilmesi için kesinleşen hükümdeki tarafların,dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekir.
Somut olayda,tespite esas alınan tapu kaydının miktarının tarafların da yer aldığı mahkeme kararı ile 9.840 m2 olan yüzölçümünün 20.546.m2 olarak tashihine hükmedilmiş olup,anılan ilamın iki tarafı da bağlayacağı açıktır.
Hal böyle olunca;yerinde yeniden keşif yapılarak tespit dayanağı tapunun eki tescil krokisinin yerinde uygulanması,çekişmeli taşınmazın tescil krokisi kapsamında kalıp kalmadığını açıklığa kavuşturulması,kroki kapsamında kaldığının saptanması halinde kesin hükmün oluştuğu gözetilerek davanın reddedilmesi,kesin hüküm kapsamı dışında kalan yerler bakımından belirlenen kıyı kenar çizgisi dikkate alınarak bir hüküm kurulması gerekirken değinilen yön üzerinde durulmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacı ve bir kısım davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,3.7.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.