YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12059
KARAR NO : 2006/13073
KARAR TARİHİ : 26.12.2006
MAHKEMESİ : İZMİR 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/09/2006
NUMARASI : 2003/656-357
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,miras bırakanı F… B..un kendisinden mal kaçırmak amacıyla ..parsel sayılı taşınmazdaki .. ile ..parsel sayılı taşınmazdaki .. nolu dairelerini ikinci eşi olan davalı vekili Hürriyet aracılığıyla ,diğer davalılara satış suretiyle muvazaalı olarak temlik ettiğini,temlik tarihinde miras bırakanın hukuki işlem ehliyetinin olmadığını,temliklerin hile ile yapıldığını ileri sürüp tapu iptal,değerin tazmini,olmadığı takdirde tenkis isteklerinde bulunmuştur.
Davalılar,davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalılardan M..Ö..vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 26.12.2006 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Ç…. B… vekili Avukat …. geldi,davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vekili avukatlar ile temyiz edilen vs. vekili avukatlar gelmediler,yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi A.S.. Ç..’nun tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü :
-KARAR-
Dava, hukuki ehliyetsizlik,hile,muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal,bedel ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,muvazaa iddiasının benimsenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden; miras bırakan F…’nin ikinci eşi olan vekil Hürriyet aracılığıyla maliki bulunduğu ..parsel sayılı taşınmazdak.. nolu bağımsız bölümünü 18.6.2002 tarihli akitle davalı M.. ve K…. parsel sayılı taşınmazdaki ..nolu bağımsız bölümünü de 9.12.2002 tarihli akitle davalı M..’. satışyoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı,söz konusu temliklerin miras bırakanın ehliyetsiz olduğu bir dönemde gerçekleştirildiğini ileri sürmüş,bu halin subuta ermemesi durumunda temliklerin muvazaaya dayalı bulunduğu ve hileli gerçekleştirildiğini ileri sürerek,bu sebeple tapunun iptalini istemiştir. .
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.4.1990 gün ve 1990/1-152,1990/236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere davada dayanılan maddi olaylar bakımından bir kaç hukuki nedenin birarada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Öncelikle,şu hususu belirmekte yarar vardır.Davada tapu iptal isteğinde bulunulduğu,tescil talebine yer verilmediği görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekirki; tapu kaydına (zilyetliğe) dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmaktan ibarettir. Değişik anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği-dolu pafta sistemi –genel ilke ile bağdaşmaz. Ne varki, davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtayın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (YHGK 11.11.1983 Tarih, 981/8-80 Esas, 983/1162 Sayılı Kararı.)
Bu durumda,davacıya tescil davası açması için önel verilmesi,açtığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi ve yargılamanın bu suretle sürdürülmesi gereklidir.
Öte yandan,davada ehliyetsizlik iddiasının mevcut olduğu,bu hususun kamu düzeniyle ilgili bulunduğu gözetilerek,önemine binaen öncelikle incelenmesi,tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması,bu arada miras bırakanın şizofren olduğuna dair Alman Hastenesinden alınan raporun sağlığının soruşturulması,varsa Almanya’da tedavi gördüğü hastanelerde bulunan hasta müşahade kağıtları,reçeteler vs. istenilmesi,sağlanacak bu belgelerin Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi,akit tarihi itibariyle adı gecenin tasarruf ehliyetine sahip olup olmadığının bu yolla araştırılması,ehliyetli olduğunun anlaşılması durumunda ise,diğer hukuki sebepler yönünden gerekli incelemenin yapılması,ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken,eksik soruşturmaya dayalı olarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı ve davalının temyiz itirazları bu nedenle yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,13.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden davacı vekili için 500,00 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı taraftan alınmasına,26.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.