YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3908
KARAR NO : 2008/8628
KARAR TARİHİ : 08.07.2008
MAHKEMESİ : EYÜP 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 04/12/2007
NUMARASI : 2006/240-2007/390
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 775 , 3016, 3414 Sayılı Yasalar ve Uygulama Yönetmelikleri uyarınca davalı adına tahsis edilip, 14.5.1987 tarihinde tescil edilen 202 ada 44 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı tarafından yasal süresi içerisinde inşaata başlanmadığından tahsisin Başkanlık onayı ile iptal edildiğini, davalının 775 Sayılı Yasada öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürüp, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, başkanlık onayı ile tahsisin iptalinin hukuka aykırı olduğunu, 20.5.1998 tarihinde yapı ruhsatı alarak taşınmazıyla ilgili dava dışı yükleniciyle 26.4.1999 tarihinde kat karşılığı inşaat, sözleşmesi düzenlediklerini, taşınmaz üzerinde 7 katlı bina bulunduğunu, kazanılmış haklarının ” korunması gerektiğini tahsisten 25 yıl sonra tapunun iptalinin istenemeyeceğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın 775 Sayılı Yasa gereğince davalı adına tahsis ve tescil edildiği, süresi içinde inşaat yapımına başlandığı, tahsisten 10 yıl sonra yapı ruhsatı alıp, bu yere 6 katlı bina yaptığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 8.7.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat T.Ö. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 202 ada 44 parsel sayılı taşınmazın 14.5.1987 tarihinde 775 Sayılı Yasanın 25 ve 27. maddeleri hükümleri gereğince bedeli karşılığı tahsisen temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı belediye; davalının, kendisine temlik edilen taşınmaza yasaca öngörülen yükümlülükleri zamanı içerisinde yerine getirmek suretiyle bina yapmadığını ileri sürerek, eldeki davayı açmış ve mahkemece de iddianın sübut bulduğu gerekçesiyle, davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; gerçekten de çekişme konusu taşınmazın 775 Sayılı Yasanın 25.maddesi uyarınca davalıya satış suretiyle temlik edildiği kayden sabittir. Aynı Yasanın 27.maddesinde ise; “temlik edilen taşınmaz üzerine yapılacak olan bina ve süresi” bakımından bir takım düzenlemelere yer verilmiştir. Mahkemece, anılan madde hükmünde öngörülen süre içerisinde binanın yapılmadığı gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Gerçekten de, yasada öngörülen süre içerisinde (1 yıl) davalının konut yapmaya başlamadığı ve aynı yasanın 32.maddesinde öngörüldüğü şekilde önceden tespit edilen plana göre nüve kısmınıda öngörülen 2 yıl içinde bitirmediği dosya kapsamıyla sabittir.
Ne varki, davalı 20.5.1998 tarihinde Eyüp Belediye Başkanlığına müracaat ederek temellük ettiği taşınmaz üzerine yapılanmak bakımından yapı ruhsatı istediği ve belediyece de bina yapılması konusunda davalıya ruhsatında tasdik edilerek verildiği ve böylece davalının anılan ruhsata göre bina yapımına başladığı tartışmasızdır.
Belediyece satılan yere inşaat için ruhsat verildikten ve üzerine 6 katlı bina yapıldıktan uzunca bir zaman sonra davacı belediyenin yasal koşulların yerine getirilmediğinden bahisle davalı aleyhine açtığı dava ile tapunun iptalini istemesinin, Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde öngörülen iyiniyet kurallarıyla bağdaştığı söylenemez ve bu talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu da açıktır.
Nitekim, dosyaya ibraz edilen emsal kararda da anılan bu husus kabul edilmek suretiyle davanın reddine dair mahkemece kurulan kararın derecattan geçtiği gözetildiğinde, aynı nitelikte olan eldeki davanın da reddine karar verilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASıNA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 8.7.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.