YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3084
KARAR NO : 2007/3228
KARAR TARİHİ : 05.03.2007
MAHKEMESİ : ÇARŞAMBA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 29/12/2005
NUMARASI : 2002/411-470
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan D. E.in maliki olduğu ..ve .. parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırma amaçlı ara malik eliyle davalı oğluna intikal ettirdiğini, temliki işlemin iptali için Çarşamba 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/278 esas sayılı dosyasında açmış olduğu davadan davalı ile sulh olduklarını, davalının sulhun gereklerini yerine getirmediğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli .. ve ..parseller yönünden daha önce açılan davada tarafların sulh oldukları, sulha konu ..parsel yönünden bir istek bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi .. ..nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği değerden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu ..ve .parsel sayılı taşınmazların maliki tarafların miras bırakanı D…un taşınmazları dava dışı İsa Sağlam’a satış suretiyle temlik ettiği ve O’nunda davalı M..’e aynı sebeple ve 26.3.1985 tarihli akitle intikal ettirdiği anlaşılmaktadır.
Davacı, miras bırakanın dava dışı İsa’ya yaptığı taşınmaz temlikinin kendisinden mal kaçırma amaçlı olduğunu ve davalıya intikalini sağlamak amacıyla yapıldığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Davalı, 28.6.1988 tarihli belgeyi mahkemeye ibraz ederek tutanağa geçen bu belge gereğince davacı ile sulh olduklarını savunmuştur.
Gerçekten de, anılan belgede miras bırakandan intikal eden davacının tüm miras hakkına karşılık, davalının .parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payının davacıya verilmesi ve ona ait olmasının kararlaştırıldığı görülmektedir.
Mahkemece, anılan belge sulh sözleşmesi olarak nitelendirilmek suretiyle “sulh nedeniyle” davanın konusuz kaldığına değinilerek davanın reddine karar verilmiştir.Bilindiği üzere; sulh, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı karşılıklı iradeleri ile bir çözüme bağlamalarıdır: Bu mahiyeti itibariyle de icap ve kabul ile oluşan bir sözleşme niteliği taşır. Sulhun sözleşme olması onun tek taraflı değil gene tarafların karşılıklı anlaşmaları ile bozulabileceğinin kabulünü gerektirir. Şu husus da ayrıca belirtilmelidir ki sulhu bozmak isteği, şartlı veya şartsız olduğu veya oluştuğu sırada iradeyi kaldıran sebepler bulunduğu iddiası ayrı bir dava konusu olabilir.
Olayda, tarafların sulh oldukları mahkemenin de kabulündedir. Az önce açıklanan hukuki esaslar uyarınca sulhtan tek taraflı olarak vazgeçilemeyeceği gibi, tarafların karşılıklı anlaşmaları ile bozulduğu yolunda da dosyada bir delil ve iddia mevcut değildir.
O halde, aralarında fiili ve hukuki irtibat bağı bulunan aynı yer 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/278 esas sayılı dava dosyası ile eldeki davanın birleştirilmesinin düşünülmesi ve taraflar arasındaki sulhun tastikine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere sulh nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle HUMK.’nun 428.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.3.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.