YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6219
KARAR NO : 2008/8801
KARAR TARİHİ : 10.07.2008
MAHKEMESİ : KULU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/10/2007
NUMARASI : 2007/353-2007/713
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,kadastroca davalılar adına tespit ve tescil edilen 3 ve 6 parsel sayılı taşınmazların Hazineye ait 1963 tarih 1 sıra nolu tapu kapsamında kaldığını ileri sürerek tapu iptal,tescil ,elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur.
Davalı H.,çekişmeli taşınmazın kardeşi tarafından belediyeden satın alındığını, uzun yıllardır kullanımlarında bulunduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Davanın elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri yönünden kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece ” davacı isteklerinin tam olarak karşılanmadığı iptal tescil isteği yönünden de bir karar verilmesi” gerekçesiyle esasa girilmeksizin bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan soruşturma sonucu davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava,tapuya dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden 3 parsel sayılı taşınmazın öncesinin tapuda kayıtlı olmadığı ancak belediyenin bu yeri davalılara satış suretiyle belgesizden temlik ettiği gerekçesiyle 19.2.1990 tarihinde yapılan kadastro sırasında davalılar adına tespit edilerek 13.1.1993 tarihinde çap kaydının oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, Hazine çekişme konusu taşınmazın kendisine ait 1963 tarih 1 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece,yapılan inceleme ve uygulama sonucunda teknik bilirkişi H.D. tarafından keşfen düzenlenen 2.4.2001 tarihli rapor ve krokisinde kırmızı kalemle ve A harfi ile işaretli bölümün davacının tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenmiş ve mahkemece bu olgu benimsenmekle beraber davalının iyiniyetli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.Davacının dayandığı tapu kaydının kadastro öncesi oluşan kayıt,davalının dayandığı kaydın ise kadastro ile oluşan çap kaydı olduğu,davacının dayanağını teşkil eden kaydın kadastroda tedavül görüp herhangi bir parsele tatbik edilmediği ve açık kaldığı sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, yasal istisnalar dışında 5519 sayılı yasa gereğince bir tescil kararı olmadıkça idari yönden kayıt oluşturulmasına olanak yoktur. Davalı adına kadastro tespit tutanağının düzenlenmesi sebebi tapusuz addedilerek belediyenin satışına dayanmaktadır.Oysa anılan ve krokisinde A ile işaretli olan kısım Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu açıktır.O halde Hazineye ait tapulu yerin belediye tarafından satışına değer verilemeyeceği gibi kadastro tespiti sonucu davalı adına oluşan çap kaydına da hukuken değer izafe edilmesine olanak bulunduğu söylenemez.
Bu olgular gözetildiğinde aynı yere ait (somut olayda krokisinde A harfi ile gösterilen bölüm yönünden) biri Hazineye ait tapu diğeri kadastro sonucu oluşan davalıya ait çap kaydı olmak üzere iki ayrı sicil kaydının varlığı keşfen sabittir.
Her ne kadar davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı kadastro tespiti sırasında bir taşınmaza revizyon görmemiş ve bu nedenle işleme tabi kayıt olma özelliğini yitirerek delil durumuna düşmüş ise de,revizyon görmemesi mülkiyet belgesi olan tapu kaydının kadastro tespitinin yapıldığı ve kesinleştiği tarihten itibaren Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülerek buna dayanılmak suretiyle davanın açılması halinde hukuki kıymetini koruyacağı izahtan verestedir.O halde,belgesizden kadastro sonucu oluşan çap kaydı nedeniyle davalının ilk el olduğu ve Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi hükmü gereğince sicile güven ilkesinden istifade edecek olan 2. el konumundaki kişinin yararlanacağı haktan istifade edemeyeceği açıktır.
Ne varki, Hazinenin dayanağını oluşturan kayıt 1963 tarihlidir.O halde,19.7.2003 tarihinde yürürlüğe giren 775 Sayılı Yasanın 3. maddesi hükmü 4916 Sayılı Yasa ile iptal edilmiş ise de,775 Sayılı Yasanın 3. maddesi gereğince çekişmeli yerin (krokisinde A harfiyle gösterilen) Belediyeye geçen yerlerden olup olmadığının belirlenmesi kazanılmış hak kuralının bir gereğidir.Yapılacak araştırma sonucu çekişmeli yerin ( A ile gösterilen) belediyeye geçen yerlerden olduğunun anlaşılması halinde Hazinenin çekişmeli taşınmazla ilgili olarak mülkiyet hakkı bakımından ilişiği kesileceğinden belediyenin satışına değer verilmesi gerekeceği aksı takdirde davanın kabulünün icabedeceği tartışmasızdır.
Oysa mahkemece bu konuda da bir araştırma yapılmış değildir. O halde eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı Hazinenin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,10.7.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.