YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/830
KARAR NO : 2012/5593
KARAR TARİHİ : 11.05.2012
MAHKEMESİ : SULTANHİSAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/09/2011
NUMARASI : 2011/90-2011/108
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.05.2012 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat A. Z. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece bozulmuş olup; bozma üzerine, Mahkemece, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye gönderildiği, ancak, mesleki mazeret dilekçesi gönderen davalı vekilinin katılmadığı duruşmada ara kararıyla, bozma ilamına uyulmasına, davalı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verildikten sonra, araştırılacak bir husus kalmadığından yargılamanın bittiği bildirilerek, işin esası yönünden yazılı olduğu üzere karar verildiği anlaşılmakdadır.
Bilindiği üzere, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmeleri ile mümkündür.
Tarafların davada yer almaları, dava ile ilgili işlemleri öğrenmeleri ve kendilerine tanınan hakları kullanmaları usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Taraflara tebligat yapılması 6100 sayılı HMK 27. (1086 sayılı HUMK.’nun 73.) maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan yargılama ilkelerinden Hukuki Dinlenme Hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Mahkeme, kural olarak tarafların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir.
Öncelikle yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi asıldır.
Somut olayda, Mahkemece, davalı tarafın mazeretinin kabul edildiği oturumda, bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verildiği açıktır.
Hal böyle olunca, davalı vekilinin mazeret dilekçesi kabul edildiği halde, yeniden duruşma günü tayin edilerek, masrafı karşılanmışsa usulüne uygun olarak tebligat yapılarak, taraf teşkili sağlanmaksızın, davalının savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamanın yapılması ve yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Davalı vekilinin, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 11.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.