Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/899 E. 2012/5597 K. 11.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/899
KARAR NO : 2012/5597
KARAR TARİHİ : 11.05.2012

MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. (FATİH 1. KAPANAN) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/07/2011
NUMARASI : 2011/228-2011/289
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı olan annesi Hicran’ın 41 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 numaralı bağımsız bölümünü muvazaalı satış işlemi ile davalı kardeşi E.’a temlik ettiğini, murisin ölümünden sonrada taşınmazın yine muvazaalı olarak davalı M.’a devredildiğini ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin verilen karar, Dairece, “… dava konusu taşınmaz temlikinin mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı bulunduğu halde davanın kabulü yerine reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı ” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, bozma ilamına uyulmuş olmakla yapılan yargılama sonucunda davalı M. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.05.2012 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat gelmedi diğer temyiz eden vekili Avukat Y.E.geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilerek davalı M. yönünden davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizliklik yoktur. Davalıların temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacının temyizine gelince; bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; 1086 sayılı HUMK nun 388., 6100 sayılı HMK.’nın 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne varki, uygulamada 1086 sayılı HUMY.’nın 381.maddesinin son fıkrası 6100 sayılı HMY.’nın 294. maddesinin getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, 1086 sayılı HUMY.’nın 426. maddesi, 6100 sayılı HMY.’nın 332. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle harç, vekalet ücreti ( 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca avukatlık ücreti yargılama giderlerinden sayılır) ve yargılama giderleri hususlarının açıkça gerekçeli kararda yazılması zorunludur.
Diğer taraftan, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, davayı kazanırsa, davada haksız çıkan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olacağı tartışmasızdır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, davacının davasında haklı olduğu gözetilerek, yargılama giderleri, harç ve avukatlık ücreti hususunda bir hüküm kurulması gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davacı vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenlerden alınmasına, 11.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.