Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/2702 E. 2012/5751 K. 16.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2702
KARAR NO : 2012/5751
KARAR TARİHİ : 16.05.2012

MAHKEMESİ : KAYSERİ 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2011
NUMARASI : 2011/110-2011/207
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 191 sayılı parseldeki 6 nolu bağımsız bölümün muris H.A.’a ait iken dava dışı N.’e devredildiğini, bu kişinin de taşınmazı murisin torunu olan davalıya aktardığını, yapılan işlemlerin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, satışın muvazaalı ve bedelsiz olmadığını, ayrıca mirasçılardan birinin taşınmazın tümünün veya bir payının kendi adına tescilini talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, el birliği mülkiyetinde mirasçıların taşınmazın belli bir payının adına tescilini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve pay oranında istekte bulunulamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında vurgulandığı gibi, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de T. Medeni Kanunu’nun 706, Borçlar Kanunu’nun 213 ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı hususlarının araştırılmasında ve satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ve İnançları Birlşetirme Kararı gereğince mirasçılardan biri veya bir kısmının pay oranında istekte bulunabilmesi mümkün olup; tüm tereke adına iptal ve tescil talep edilmesi halinde iştirakin sağlanmasının gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca, davacının pay oranında iptal ve tescil isteği göz önünde tutularak taraf delillerinin toplanması, değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın belirtilen gerekçeyle reddedilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.