YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3161
KARAR NO : 2012/5863
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ : GAZİOSMANPAŞA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/07/2011
NUMARASI : 2010/239-2011/333
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, ecrimisil davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine dosya ve Tetkik Hakimi raporu incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazda davacının dava dışı Hazine ile birlikte paylı mülkiyet hükümlerine göre paydaş olduğu, davacının S.E.’un ve diğer paydaşlardan aldığı paylarla birlikte 01.04.2008 tarihi itibariyle taşınmazda (78/161) pay sahibi olduğu, taşınmaz üzerindeki binanın davalı kullanımında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı, çekişme konusu taşınmazdaki binanın birinci katını davacının bayii S.E.’dan 23.04.1996 tarihli harici satış sözleşmesiyle satın aldığını o tarihten itibaren taşınmazı iyiniyetli olarak kullandığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki, tapuda kayıtlı olan bir taşınmazın TMK 706, BK 213 ve 2644 sayılı tapulama kanununun 26. maddeleri hükmü uyarınca, resmi olarak yapılmayan satışına değer verilemez. Ne var ki, haricen satın alma olgusu satın alan bakımından TMK’nun 994. maddesi ve 10.07.1940 tarih 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bedelden kaynaklanan kişisel hak sağlar. Bu durum da, bedel ödenmedikçe taşınmazı haricen satın alanın taşınmazdan tahliye edilmesi istenemez. Başka bir ifade ile değinilen kişisel hak kural olarak satın alan yararına taşınmazı kullanma bakımından hapis hakkı sağlayacağı kuşkusuzdur.
Genel ilke bu olmakla birlikte davalının taşınmazı haricen satın aldığı S.E.’un davacının bayii olduğu kayden sabittir. Davacının bayii Sultane ile davalı arasında ki sözleşme ye dayalı harici satış bedelinden kaynaklanan kişisel hakkını kendi bayiine karşı ileri sürebileceğinden davacının mülkiyet hakkı karşısında haricen satın almaya ( kişisel hakka) değer verilemez. Böylesi bir durumda davalının haricen satın almadan kaynaklanan hapis hakkına sahip olmayacağı da açıktır.
Bu durumda TMK’nun 683. maddesinden kaynaklanan davacının mülkiyet hakkına değer verilerek mutlak olarak davalının elatmasının önlenmene ve ecrimisile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.