YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1883
KARAR NO : 2012/5937
KARAR TARİHİ : 22.05.2012
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/11/2011
NUMARASI : 2007/277-2011/406
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 22.05.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılardan M.S. ile diğer temyiz edenler davalı M. D. vekili Avukat L. Ç. dahili davalı R. Ş. ve vekili Avukat N. G.geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, depo edilen muhtesat bedeli ödenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu 36238 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile oluştuğu ve davacılar adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davalının imar öncesi paydaşı olduğu kadastral parselde yapmış olduğu gece kondunun davacılara ait taşınmaza taşkın hale geldiği, davacıların elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğiyle eldeki davayı açtıkları, yargılama aşamasında davalı M.’nın imar parselindeki payını dava dışı M. A.ya, gece konduyu da enkaz satış sözleşmesi ile R.Ş.’e sattığı, mahkemece gece kondu enkazını satın alan Rüstem’in davaya dâhil edildiği anlaşılmıştır.
Ancak davalının, gecekondunun bir kısmının da bulunduğu 3 nolu imar parselindeki payını sattığı gözetilerek M.A. yönünden 6100 sayılı HMK’nın 125. (1086 sayılı HUMK 186.) maddesi uyarınca işlem yapılmamıştır.
Bilindiği üzere, Dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş HUMK. nun l86.( HMK 125.) maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır. Hal böyle olunca; çekişme konusu taşınmazın el değiştirmiş olması nedeniyle yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken zorunlu bulunan bu usul kuralının yerine getirilmemesi doğru olmadığı gibi çekişmeli gecekondunun bulunduğu 3 nolu imar parselinde başka paydaşların da bulunduğu, yıkım isteği gözetilerek bu paydaşların da davaya dahil edilmesi gerekirken, bu eksiklikte giderilmeden yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetli değildir.
Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekillerinden davalı M.D. vekili için, dahili davalı R.Ş. vekili için 900.00.’er-TL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.