Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/3043 E. 2012/6016 K. 23.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3043
KARAR NO : 2012/6016
KARAR TARİHİ : 23.05.2012

MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2011
NUMARASI : 2009/210-2011/327
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa davalılardan H.M. Sulh Hukuk Hakimliğinin 18.08.2010 tarih 757-1071 sayılı kararı ile vesayet altına alınmış ve kendisine vasi tayin edilmiş olmasına karşın dava dilekçesi anılan davalıya tebliğ edilerek vasinin yokluğunda yargılama yapılmıştır.
Hemen belirtmelidir ki;yargılamanın sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi,iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi,davanın süratle sonuçlandırılabilmesi öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin,hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi,usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi(HUMK’nun 73. maddesi), Uluslar arası sözleşmeler ve Anayasa’nın 36. maddesiyle en temel hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı karşısında, mahkeme tarafları dinlemeden,onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Esasen, taraf teşkilinin sağlanması Anayasa’nın 90/son maddesi aracılığıyla AİHS’nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Somut olayda, 6100 sayılı HMK’nın 52. maddesi bağlamında taraf teşkilinin sağlandığı söylenemez.
O halde, öncelikle dava dilekçesinin yöntemine uygun biçimde davalı Hacerin yasal temsilcisi olan vasisine tebliği,taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılama yapılması zorunludur.
Kabule göre de;davalı İ.’e 481 nolu parseldeki 150 payın bağış yolu ile temlik edilmiş olması karşısında, bu tür işlemlerde gerçek irade ile akitteki irade arasında aykırılık bulunmadığından 01.04.1974 tarihli 1-2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulanamıyacağı; ancak tenkis istenebileceği gözardı edilerek yazılı biçimde iptal ve tescil kararı verilmesi de isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazı yerindedir.Kabulu ile (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 23.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.