Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/3030 E. 2012/6027 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3030
KARAR NO : 2012/6027
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ : ŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/11/2011
NUMARASI : 2011/232-2011/268
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptali ve terkin istekli davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın taraflarca süresinde temyiz edilmesi üzerine; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 3621 sayılı Yasa’dan kaynaklanan tapu iptali isteğine ilişkin olup; mahkemece, idari kıyı-kenar çizgisi esas alınmak suretiyle davanın kabulüne ve 6099 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasa’ya eklenen 36/A ve geçici 11. maddeleri gözetilmek suretiyle yargılama masraflarına karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemenin yargılama masrafları yönünden 6099 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasa’ya eklenen 36/A ve geçici 11. maddelerini gözeterek karar vermiş olması karşısında davacı Hazinenin bu yöndeki temyiz itirazı yerinde değildir, reddine.
Davalının temyizine gelince:
Bilindiği üzere, son kez yürürlüğe giren 362l Sayılı Kıyı Kanunu’nun kıyı kenar çizgisini belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9.maddeleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekle olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.l997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da “kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna, ancak 362l sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine” işaret edilmiştir.
Öyle ise; öncelikle idare tarafından 3621 Sayılı Kanun’un 9.maddesi hükmüne göre “kıyı kenar çizgisi” haritasının düzenlenip, düzenlenmediği araştırılmalı, ondan sonra, üç jeolog veya jeoloji mühendisi veya yüksek mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılmalı; harita düzenlendiğinin ve 28.11.1997 tarih, 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirtildiği şekilde işlem gördüğünün, böylece davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazandığının anlaşılması durumunda “kıyı kenar çizgisi” idarenin düzenlendiği harita ya değer verilerek saptanmalıdır. Harita düzenlenmediğinin yada düzenlenip de anılan İ.B. Kararında yazılı olduğu gibi bizzat bildirim yapılmadığının veya ilanen bildirime karşın idari yargıya başvurulmadığının ortaya çıkması halinde ise, kıyı kenar çizgisi bilimsel verilerden ve düzenlenmiş olmakla birlikte bağlayıcılık niteliğini kazanamamış haritadan delil olarak yararlanılarak belli edilmeli, belirlenen çizgi tapu fen memurunun krokisine infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yansıtılmalıdır.
Hal böyle olunca; yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için karar bozulmalıdır.
Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.